“Evliliğimizin üçüncü yıl dönümünde, Gu Zuo'nun ön koltuğunda yine yeni bir yüz vardı. Bu sefer, her zamanki gibi koşup saçını başını yolmadım ya da çığlık çığlığa hesap sormadım. Sadece arkamı dönüp eve gittim ve saatlerce uğraşıp hazırladığım akşam yemeğini, hiç tereddüt etmeden çöp kutusuna boşalttım. Ev yardımcısı üzülerek engellemeye çalıştı: "Hanımefendi, bu yemekleri hazırlamak için bütün öğleden sonrayı harcadınız..." Ellerimi sildim ve sakin bir sesle, "Soğudu. İstemiyorum." dedim. Kariyerimi feda edip uğruna evlendiğim o adamı da artık istemiyordum. Çoktan hazırladığım boşanma anlaşmasını çıkardım. Artık bir an bile tereddüt etmeden, adımı büyük bir titizlikle imzaladım. Ardından, kendi eşyalarımı toplamaya başladım: Kıyafetlerim, mücevherlerim... Ve bana ait olan bütün başarılar, bütün onurlar. Gu Zuo'nun haberi yoktu: Bu beş yıl boyunca, Gu Şirketi'ne ödül kazandıran tüm tasarımlar, aslında benim ellerimden çıkmıştı. O ise, benim emeklerim sayesinde sektörün zirvesine tırmanmıştı. Üç yıldır kapalı olan o numarayı tuşladım. "Hocam, ben döndüm." Bugünden itibaren, benim olan her şeyi geri alacağım.”