“Karlı dağa tırmanırken çığa yakalandım, altında kaldım, donup bilincimi kaybettim. Adam on saat boyunca çıplak elleriyle kar kazıdı, parmakları kanlar içinde beni çıkardı. Özel uçak kiralayıp beni en iyi hastaneye yetiştirdi. Isıtma kabininde ayıldığımda, onun doktorla konuştuğunu duydum: "Sadece uzuvlarını kesip hayatını kurtaracaktık, neden bir de kök hücrelerini alıyorsunuz?!" "Beyefendim, siz kendi ellerinizle onun yaşama şansını bitiriyorsunuz!" Adamın o her zamanki kontrollü sesi, bu kez buz gibi bir acımasızlık yayıyordu: "Onu bugüne kadar sağlıklı ve tasasız yaşatmak benim ona gösterdiğim en büyük merhametti." "Benimle yaşlanacak tek kadın Qingqing. Qingqing'i kurtaracak tek şey onun hayatı. Bu onun Qingqing'e borcu, ödemek zorunda!" Meğer onun bana ettiği ölümüne sadakat yemini, sadece benim hayal dünyamda varmış. O benimle, küçük kız kardeşine yedek kan deposu olayım diye evlenmiş. Madem öyle, ben de size mutluluk yolunda eşlik edeyim.”