na hep doğru dürüst ders çalışmanı ve bilgisayar oyunlarına bu kadar vakit harcamayı bırakmanı söylüy
an bir sırıtışla. Yazdıklarının üstünü karaladıktan
burnundan soludu ve, "Ne d
tam bir aşağılık herif o
a adını daha önce duymuş, onu başka bir kadınla etkinli
hemen tanımış, onun o olduğundan
akkında bildiklerinin çoğu, ancak sorularıyla bunaltınca anl
nları buraya kendi başlarına yaşamak üzere getirdiğini biliyordu. Onların gö
yapıyorsunuz?" Özge ko
ağzını kapattı. "Sesini alç
verir gibi başını salladı. Sonra Aras'ın Maybach'ın üstüne yazdığı
salladı. "Ah, ufak te
tutup, "Anne işini bit
çağırdı," diye ka
anına çağırıp önemli müşteriyle tanıştırdı. "Aslı, gel de Bayan Karahan'l
diye hitap ettiğini duyar duymaz gözle
r zamanlar delicesine sevdiği
l'e açıkça anlatıyordu. Yine de bu gerçek onu şaşırtmadı; çünkü Doruk'un, onu ne kadar se
sin diye çekip gitmişti. Onu bir daha gör
lirsiz bir burukluk kıvrıl
nını indirdi ve peçenin ardında aslında Eylül ola
anlamada keskin bir göze sahipti; tek bir efsanevi müzayedenin ardından ünle
klemişti. Ama Aslı'nın yüzünü bile gö
görüşmek için neden bu kadar acele
in, antikaların doğruluğunu da anlayabiliyormuşsun. Seni tutmak niyetindeyiz; bizimle birlikte bir
ken, böyle bir teklifin reddedilmeyeceğine göre Eylül'ü
bir tavırla kaldırıp bir yudum aldı; Aslı'
ın gerçekliğini ayırt etmeyi biliyordu, ama İlayda ya d
in çekip gitmişti; bu yüzden İlayda'yla birlik
u anlayacak birine ihtiyacınız varsa, başka birine danışmanız gerekir. Ben siz
yip arkası
aldı. Reddedilmek, aklının
Bekle. Benim kim olduğumu biliyor m
ım hayır," dedi Eylül
if ediyorum. Sen de kimsin ki bana hayır diyorsun?"
zorundaydı; yoksa Tahir b
ı; bakışları, hâlâ bileğini sıms
eri birden
fazla ettiği ilk bakışta anlaşılan göz kamaştırıcı bir elmas bileklik duruy
den bile sakınmasını tembihlemişti. Ama Eylül yıllar önce apar topar kaçarken onu Karahan malikânes
a verenin Doruk olmas
'ya hediye vermek istedi diye ona vermiş
ini kavradı ve boğuk, sert bir sesle
attı. "Elbette benim. Kocam verd
n ona ait olduğunu gayet iyi bildiği hâlde yine de İlayda'
ufak bir vicdan azabı duymadan yeni karısına ve
, soğuk ve buyurgan
ğini fark etmediği bir adamla göz göze geldi; adamın kar
ecede yakışıklı yüzü bakışları ister istemez üzerine çekiyordu. Kıpır
i daha da sıkı
Doru
anladığında içini bir
'yla birbirlerine bu kadar düşkünken, İlayda burada
'u bir daha göreceğini hiç düşünmemişti. Zaten onu bir d
ondan kesinlikle alırdı. Karahanlar kadar güçlü bir aile, kendi
imalinin en küçüğünü bile göze alamazdı. İşte bu yüzden bu
'un bakışları ince peçenin ardındaki yüzünü g
parçalarcası
ik bir sesle, "Doruk, Bayan Soykan'la konuştum ama bizimle dönmeyi
esini küçümsemeye cüret eden herkes
çenesini guru
bir bakış fırlatıp, "
/1/111854/coverbig.jpg?v=4affdfdebe6610630b1eb51c9455d11a&imageMogr2/format/webp)