icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Küllerinden Doğan Varis: Boşanmış Kadının İntikamı

Bölüm 45 No.45

Kelime Sayısı: 420    |    Yayın tarihi: 10/06/2026

k bahçesine büyük bir gürültüyle indi. Pervanelerin yara

indi. Yüzü, ay ışığında porselen bir heykel kadar solgundu.

Bu Bölümün Kilidini Aç

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Küllerinden Doğan Varis: Boşanmış Kadının İntikamı
Küllerinden Doğan Varis: Boşanmış Kadının İntikamı
“Soğuk hastane yatağında kanlar içinde yatarken, karnımın derinliklerindeki o küçük kalp atışının yavaşça silinip gittiğini hissediyordum. Kocam Fırat ve onun tarzımı taklit eden kız kardeşi Selin yatağımın ayakucunda duruyordu. Gözlerinde en ufak bir acıma kırıntısı yoktu, sadece derin bir bıkkınlık okunuyordu. Selin sahte gözyaşları dökerek bana doğru eğildi. "Bir adamı elinde tutmayı bile beceremeyen işe yaramaz bir kadın." Fırat ise odadaki kalp monitörünün düzensizleşen ölüm seslerini duymazdan gelip saatine sabırsızca baktı. Vakıf yemeğine geç kalacaklarını söyleyerek Selin'in belini kavradı. Son bir güçle titreyen kanlı parmaklarımı ona uzatıp sadece bir saniye durmasını istediğimde, yüzünü buruşturdu. İğrenerek elimi tekmeledi. Parmaklarım demir karyolaya şiddetle çarparken, bilincim karanlık bir kuyuya çekildi ve öldüm. Yıllarca onun aşağılık komplekslerine, psikolojik şiddetine ve evdeki hapis hayatına boyun eğmiş, kendi ailemin köklü mirasını onun uğruna hiçe saymıştım. Karşılığı ise doğmamış bebeğimle birlikte bir çöp gibi ölüme terk edilmek olmuştu. Ancak derin bir nefesle gözlerimi fal taşı gibi açtığımda, cehennemde değildim. Üç yıl öncesine, Fırat'ın beni herkesin içinde rezil ettiği o meşhur Beyazıt ailesi yardım gecesinin tam öncesine dönmüştüm. Fırat odaya dalıp annemin çeyizi olan o paha biçilmez zümrüt kolyeyi Selin için benden zorla almaya kalktığında, bu kez başımı öne eğmedim. Kutuya elimi şiddetle çarparak onu durdurdum ve o soğuk taşı kendi boynuma taktım. Bu kez o zehirli evliliğin içinde kül olmayacaktım; İstanbul'un en acımasız adamıyla aynı masaya oturup, hepsini diri diri yakacaktım.”