“Leyla Arslan, üçüncü evlilik yıldönümünden bir gün önce, lavaboda gördüğü o iki kırmızı çizgiyle hayatının en büyük sırrını taşıyordu. Tam bebeğinin müjdesini vermeyi hayal ederken, televizyonda eşi Kenan'ın, yıllardır görmediği eski sevgilisi Selin'i havalimanında büyük bir şefkatle karşıladığını gördü. Leyla henüz yaşadığı sarsıntıyı atlatamadan, Kenan eve geldi ve avukatına boşanma anlaşmasını hazırlatırken, eğer hamile kalırsa bebeği aldırması gerektiğini soğuk bir emirle dile getirdi. Kendi evinde bir gölge gibi saklanmak zorunda kalan Leyla, bebeğini korumak için hamileliğini herkesten gizlemeye yemin etti. Kocası tarafından sadece bir "çalışan" olarak görülen, ailesi tarafından horlanan ve onuru her fırsatta ayaklar altına alınan Leyla, tüm bu aşağılamaların arasında karnındaki minik cana tutunurken, Kenan'ın ona olan sevgisizliği ve Selin'e olan yakınlığı karşısında nasıl bu kadar körleştiğini sorguladı. Leyla, elindeki o paha biçilemez mücevher tasarım çizimlerini tozlu bavulundan çıkarıp yıllardır sustuğu o yabancı numarayı tuşladı. "Ben Anka," dedi kararlı bir sesle, "Geri dönüyorum."”