icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi

Bölüm 2 

Kelime Sayısı: 574    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

asındaki çöp fırını aç bi

de bir fırındı; genellikle suçlayıcı belgeleri ya da

cukluğumu

ıyla yazılmış mektuplarl

eri okuldayken bana

rt'in benim için bir kafese tırmanı

üçük, kadi

gi üç damla kan lekesi b

ini

ın üzerin

anınd

yne

raba yolu

ı dön

i bır

r acı bir sesle gıcırdarken, tur

ları çarpa

kıvrılarak kan paktını kü

n?" Mert'in sesi pürü

p beni kendine

kravatı çözülmüştü; doğuştan gelen

rkasındaydı, gözle

tuplar mı?" diye sord

azlalıktı

düz

ns

u yakmışım gibi omzumu bırakt

şeylerin kaydından başka bir ş

tıp bana dokunduğ

adım atarak. "Batı Kanadı'nın şifrelerini değiştirmiş

m. "Artık kirlendiler.

bir hastalık değil Zeynep. Sadece geçinmeye

cıya Demirhan kasasının şifresini verdiniz. Bab

lemeyeceğini biliyorduk

çin sevgimi bir kal

iriyorum

u keserek. "Üçümüz. Ve Selin. Aramızdaki durumu a

deği

li ceketinin altındaki silaha kayarke

pa

nce şaka yo

r tehdit gibi

," d

aydınlatılmıştı; sarımsak

en iyi masa

—annemin incileri—b

iş verdim!" diye ş

yanındaki l

daki sanda

a dışlanmış

" dedi Selin, yüzü parlayarak. "Buran

aka

Mert de d

yorl

ülserim olduğun

e canımı yakmazdı; b

adece koruyucularımın, yemeğimi önceden

or Seloş," dedi Kere

lını

ldururken başını salla

eğil, bu fark edişin geti

unutmam

amıyo

ı tüten, kırmızı ve öfkeli gö

skin ve asidik bir şe

n, gözleri kocaman ve

'e ba

dığı bir şeye gü

'e b

sırıtışla Selin'in

edilmiş çe

anla

ağıma u

im," dedi

ldandı Mert, ağzı doluyke

ir yudu

masada beni zehirleme

lüşmelerin

gibi görü

musallat olmuş bir hay

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
“İzmir Teşkilatı'nın prensesiydim ve Kerem ile Mert çocukluktan beri yeminli koruyucularımdı. On yaşındayken kanlarımızı birbirine karıştırmış, bana hiçbir şeyin dokunamayacağına dair söz vermiştik. Ama o yemin, Selin adında sıradan bir kızın göğsüme bir havai fişek doğrulttuğu gece küle döndü. Alevler ipek elbisemi tutuşturup tenimi yakarken, beni kurtarmaları için çığlıklar atarak betonda yuvarlandım. Fakat onlar bana doğru koşmadılar. Bunun yerine dumanların arasından geçip, az önce beni ateşe veren kıza ceketlerini sardılar. Sırf silahın "geri tepmesi" onu korkuttu diye onu teselli ettiler ve sıcak tutmak için benim diri diri yanmama izin verdiler. Hastanede kalıcı yara izleriyle uyandığımda, bana onun yazdığı ucuz bir özür mektubunu getirdiler. Hatta sargılar içinde olanın ben olduğumu görmezden gelerek, babamın öfkesinden onu korumak için kendi avuçlarını kestiler. Uğruna kurşun yemeye yemin ettikleri kızın yanışını izlemiş, sonra da kibriti çakan kıza siper olmuşlardı. On yıllık dostluğumuz, istediği an ağlamayı bilen bir fare uğruna silinip gitmişti. O hastane odasında çığlık atmadım, onlara yalvarmadım. Sadece eşyalarımı topladım ve beni asla takip edemeyecekleri tek yere, düşman bölgesine firar ettim. İstanbul'un acımasız Lideri Demir Karahan'ın kollarına. Hatalarını anlayıp yağmurun altında yalvarmak için sürünerek geri geldiklerinde, ben çoktan başka bir adamın yüzüğünü takıyordum. "Af mı diliyorsunuz?" diye sordum onlara yukarıdan bakarak. "Bunun için yanın."”