Kaya
ce, birbirimize aşık olduğumuz zamanlarda bana böyle seslenir
iydi. Keskin ve tehlikeli bir umut kırıntısı kararlılığ
mut kıvılcımını ezerek yalanı ağzımdan çıkardım. "Beni ta
du ama o yoğun, arayış içindeki bakışını yitirmişti. Aslında rahatlamış görünüyordu. Bir zamanlar sevdiği kadın olmadığım
yağım hâlâ acıyor! Düzgün bir ovma yaptıramazsam takipçilerim ayaklarımın çirkin olduğunu düşünecek." Dikkatini çekmek isteyerek kendini hışımla y
m; bileğimdeki zonklamayı aşan, iliklerime kadar i
uglass ve Nazan Tekin soğuk bir hava dalgası gibi içeri daldı. Elmasları
iye şakıdı Nazan, Melis'e sarılarak. "R
sa bir baş selamı verdikten sonra ağır elini Melis'in omzuna koydu. "Canım, sen ailemizin g
r için görünmezdim.
ahte bir tatlılık damlayarak, "Kero, hayatım, Melis için küç
n şey Kaya ailesinin yadigârı kolyeydi. Büyükannemin kolyesi. Çeyizim. Haf
in mirasının bir simgesi, tarihimin bir parçasıydı. Şimdiyse
e coşkuyla konuştu Nazan. "Ailemizin gerç
s yok. Sosyetede bir yerin yok. Sadece bu… küçük işletmen var. Melis ise tam tersine, Şahin mirası iç
nelemeleri yaldızlı kafesimin arka plan müziği olmuştu. Her tatil, her aile toplantısı, üstü kapalı hakaretlerin
im! Uyanmışsınız!" Telefonu hoparlöre aldı. "Babanneyi özlediniz mi? Hayır mı
ini duyduğumda kanım dondu. "Defn
fona mırıldandı Nazan. "Köt
si araya gir
Yüzüme sert bir tokat attı. Keskin sızı, sağlam bileğimin yana
rtık olmazdı. Gidiyordum. Yakın
ıktı. "Anne, yeter," dedi sert ve keskin bir se
lenmiş görünüyordu. "Kero, bu
eğil." Bana anlam veremediğim bir bakış fırlattı, ar
ka misafirler var," dedim, sesim gerilmişti. Döndüm ve yüzüm
tredi. Cemre. İş ortağı transferi az önc
üzerimden geçti. Bitti. Sonunda bitmişti. Şimdi tek yapmam gereken eve
acele ettim. Babam her şeyi ayarlamıştı. Bir araba,
yan iki küçük figür yolumu kesti. Kerem'in çocukları. Onlar Melis'in çocuklarıydı
gözleriyle Kerem'in bir kopyası
bir asıklıkla buruşturarak ekledi
ından geçmeye çalışarak. Bileğim zonklu
küçük bir su tabancasını öne doğru uzattı
fışkırdı. Yüzüme, boynuma, göğsüme çarptı
aykırdı, sonra dönüp koştular; küçük
bi hissettiriyordu. Görüşüm bulanıklaştı, yüzümden süzülen gözyaşları aşındırıc
embeyaz kaldırıma yığıldım. Yanık et kokusu burun delikl
/1/129053/coverbig.jpg?v=049f0fc6ad7426804232dc3dc814f67a&imageMogr2/format/webp)