“İstanbul'daki en korkulan mafya babasının dijital kalesini inşa eden Mimar bendim. Dünyaya göre onun kusursuz Kraliçesiydim. Ancak bir akşam yemeğinde gizli telefonum titredi ve her şey yıkıldı. Kocamın metresinden gelen bir mesajdı: Pozitif bir hamilelik testi. "Kocan şu an oğlunu kutluyor, sen onun için sadece saygın görünmesini sağlayan bir vitrin süsüsün." Masanın karşısına baktım; kocam Bora gülümsüyor, elimi tutuyor ve gözünü bile kırpmadan yüzüme yalan söylüyordu. Yıllar önce beni ölümden kurtardığı için hayatımın tapusuna sahip olduğunu sanıyordu. Sistemlerini kuran, kara parasını aklayan, imparatorluğunu ayakta tutan bendim. Ama o, metresine benim sadece "işlevsel" olduğumu söylemişti. Benim en derin yaramı, kısır olmamı, o kadının eline bana karşı kullanacağı bir bıçak olarak vermişti. Gidecek başka hiçbir yerim olmadığı için bu aşağılanmayı sessizce kabulleneceğimi, onun mirası için bir köle olarak kalacağımı düşünüyordu. Bunca yılın fedakarlığı, onun gözünde sadece yeri doldurulabilir bir eşyadan ibaretti. Ama çok yanılıyordu. Bir mafya babasından boşanamazsınız ve onu öldürmek onun için çok kolay bir kurtuluş olurdu. Bu yüzden sadece benim erişebildiğim elli milyon doları kendi hesabıma aktardım ve tüm sunucularını yaktım. Ardından, zihnimi ve geçmişimi tamamen sıfırlayan o karaborsa ilacı içtim. Beni bulmak için tüm dünyayı yakıp kül edebilirdi ama kollarındaki o sadık kadın artık bir hayaletten ibaretti.”