“Güneş için hayatının günüydü. Hayalini kurduğu yakışıklı damatla evliliğe adım atmanın hayalini kuruyordu. Ne yazık ki, damat onu nikah masasında yapayalnız bırakıp gitti. Damat, düğün boyunca ortalıkta görünmedi. Tüm misafirlerin önünde aşağılanmış ve rezil olmuş hissetti. Öfkesinin ve hayal kırıklığının etkisiyle, o gece yabancı bir adamla birlikte oldu. Her şeyin bir geceyle sınırlı kalacağını sanmıştı. Ancak adam onun peşini bırakmaya hiç niyetli görünmüyordu. Sanki o gece, onun kalbini çalıp kaçmıştı da adam şimdi onu geri istiyordu. Güneş kendini bir ikilemin ortasında buldu. Bu adama güvenip bir şans vermeli miydi? Yoksa kalbini bir kez daha kırılmaya karşı korumak için tüm erkeklerden uzak mı durmalıydı?”