“Güneşin aydınlattığı anlarda aşkları pırıl pırıl parlar; ayın aydınlattığı gecelerde ise dizgin tanımayan bir tutku alevlenirdi. Ancak Emre, asıl sevdiği kadının ömrünün yalnızca altı ay kaldığını öğrenince, buz gibi bir soğukkanlılıkla Elif'e boşanma belgelerini uzattı ve "Bu sadece görüntüyü kurtarmak için," diye fısıldadı, "O sakinleşince yeniden evleniriz." Elif, sırtı dimdik, yanakları kuru, ama kalbinin sessizce kanadığını hissetti. O göstermelik ayrılık, bir süre sonra kalıcı oldu. Elif, sessizce doğmamış çocuğunun hayatına son verdi ve arkasına bile bakmadan yepyeni bir hayata adım attı. İş işten geçtiğinde Emre çöküş yaşadı. Arabasıyla sokaklarda hızla ilerlerken, bir zamanlar kendi terk ettiği kadının peşini bırakmayı reddediyor, "Lütfen dönüp bir kez olsun bana bak!" diye yalvarıyordu.”