“Yedi yıllık ilişkim, bağımsız oyun geliştiricisi kariyerimi mahvetmek için titizlikle hazırlanmış bir deepfake yüzünden sona erdi. Sonra annemin sağlığı, doktorları şaşkına çeviren bir hızla bozulmaya başladı. Çocukluk arkadaşım Levent, bu derin kederin ortasında sığındığım tek liman oldu, beni bir an bile yalnız bırakmadı. Üç yıl sonra, onunla evli ve sekiz aylık hamileyken kanımı donduran o korkunç gerçeği duydum: Her an üzerime titreyen kocam Levent, her şeyi o tezgahlamıştı. Üvey kız kardeşim Ceyda'ya akciğer nakli yapılabilsin diye annemi öldürtmüş, beni yalnızlaştırmak için o sahte videoyu hazırlatmıştı. Ceyda'ya olan hastalıklı takıntısının ortasında ben sadece bir piyondum. Karnımda çocuğunu taşıdığım adam bir canavardı. Hayatım, ilmek ilmek örülmüş bir yalandan ibaretti. Sonra, o narin, hasta Ceyda daha fazlasını itiraf etti: Önceki iki düşüğüme Levent sebep olmuştu ve doğacak bebeğimizi ona vermeyi planlıyordu. Onunla yüzleştiğimde sahte bir düşük numarası yaptı ve Levent'in de gazıyla öz babam bu yüzden elimi kırdı. Tek sığınağım olan sanatım, ellerimle birlikte paramparça oldu. Acı dayanılmazdı ama içimde çelik gibi bir kararlılık sertleşti. Güvendiğim, sevdiğim adam nasıl böyle bir alçaklığı organize edebilirdi? Neden ben, annem, çocuklarım onun bu sapkın oyununda sadece birer figürandık? Bu adaletsizlik içimi yakıyordu. Hamileliğimi sonlandırdım, kahredici bir acıya katlandım, sonra korunan fetüsü süslü bir hediye kutusuna yerleştirdim. Protez bir karın taktım, boşanma davasını başlattım ve yeni bir kimlik edindim. Sözde "doğum" günümde, ona kan donduran bir sürpriz bırakarak çekip gittim. Artık küllerinden doğan bir hayatta kalan olarak, Bahar Yılmaz olarak yeni bir hayata hazırdım.”