“Evlilik başvuru formumu yırtıp atmaya hazır bir halde Belediye Binası'na girdim. Her şey bitmişti. Saatler önce bir hastane yatağında uyanmıştım. Nişanlım Arda yanımdaydı, yüzünde sinir bozucu bir ifade vardı. Benden, az önce beni buz gibi bir göle itip neredeyse boğulmama neden olan kadın Ceyda'dan özür dilememi istedi. Çalkalanan suyun içinde, Arda'nın beni geçip boğulma taklidi yapan Ceyda'ya doğru yüzdüğünü görmüştüm. Hayatı tehlikede olan yaralarıma rağmen, Ceyda'nın yalanlarına inanmış, ona saldırdığımı iddia etmişti. Acımı, fedakarlığımı ve yıllardır süren sadakatimi, geçmişte ona ihanet etmiş bir kadın için hiçe saymıştı. Hatta "başkalarını kendinden önce düşün" diyerek kendi değerlerimi bana karşı kullanmıştı. Yorulmuştum. İnanılmaz derecede yorgundum. Neredeyse boğulma anı, benim için bir vaftiz olmuştu. Sonunda anlamıştım: Bunu düzeltemezdim. Onun sevgisini kazanamazdım. Eve döndüğümde, kronik ağrılarım için olan değerli bitki çayımı çoktan Ceyda'ya vermişti. Sonra beni kendi evimde bir misafire indirgemiş, ona yemek pişirmemi emretmişti. Artık son köprüyü de yakma zamanı gelmişti.”