“Kocam, Can Tekinsoy. İstanbul'un altın çocuğu, dev bir hanedanlığın tek varisi. Bir zamanlar bana delicesine aşıktı. Aşkımız için elitist ailesine kafa tutmuş, bana sonsuzluk sözü vermişti. Sonra Katya Soral ortaya çıktı. Can'ın dizüstü bilgisayarında gizli bir klasör buldum. İçinde yüzlerce fotoğrafı ve hayatıyla ilgili detaylı analizler vardı. Bu, apaçık bir saplantıydı. Bana bunun hiçbir şey olmadığını, sadece bir "merak" olduğunu söyledi. Ben de bir zamanlar bana tapan o adama dair anılara tutunarak ona inanmayı seçtim. Onun bu durumu "halletme" şekli, Katya ile bir ilişkiye başlamak, onu halka açık davetlere getirerek beni herkesin önünde küçük düşürmek oldu. Hamile olduğumu öğrendiğimde, bebeğimizin bizi kurtaracağını ummuştum. Birkaç hafta boyunca gerçekten de neşeli görünüyordu. Sonra Katya aradı. Can'ın onunla da bir bebek istediğini ve benim onun gözündeki "puanımın" giderek düştüğünü iddia etti. O anki saf öfkeyle ona bir tokat attım. Can'ın cezası ise hızlı ve acımasızdı. Beni tutuklattı. Üç aylık hamileyken. Soğuk bir nezarethanede tek başıma bıraktı. Hatta eğilip karnıma fısıldadı: "Annen yaramazlık yaptı. Bu da onun cezası." Bir zamanlar benim için dünyaları yerinden oynatan adam, şimdi metresini önceliklendirerek beni bir hücreye terk ediyordu. Peri masalım bir kâbusa dönmüştü ve nasıl bu hale geldiğimizi aklım almıyordu.”