“Kocam Hakan Alkan, Polis Özel Harekât'ın (PÖH) altın çocuğu, soğukkanlılığını asla kaybetmeyen kahraman müzakereciydi. Dışarıdan bakıldığında biz mükemmel bir çifttik. Sonra bir banka soygunu ters gitti. Gözü dönmüş soyguncu iki kadını kendine canlı kalkan olarak seçti: beni ve Hakan'ın meslektaşı Beren'i. Kocama bir seçenek sundu: birini kurtar. Megafondan kocamın sesi tüm dünyanın duyacağı şekilde net ve kararlı bir şekilde gürledi. "Beren Soykan'ı bırakın! O milli bir değer!" Hakan ona doğru koştu, onu kollarına aldı, vücuduyla ona siper oldu ve bir an bile dönüp bana bakmadı. Öfkeden deliye dönen soyguncu silahını bana doğrulttu. Dünya kararmadan önce namludan çıkan ateşi gördüm. Gözlerimi hastanede açtım ve ilk işim bir avukat aramak oldu. Boşanmak istiyordum. Ama avukat, evlilik cüzdanımızı almak için gittiği banka kasasından döndüğünde yüzünde tuhaf bir ifade vardı. "Bir sorun var, Alya Hanım," dedi ve belgeyi masanın üzerinden bana doğru kaydırdı. "Resmi kayıtlara göre, bu evlilik hiç yapılmamış. Yasal olarak, siz hiç evlenmemişsiniz." Altı yıl. Evimiz, arkadaşlarımız, hayatımız... hepsi bir yalan üzerine kurulmuştu. Hepsi onun içindi. Hakan, Beren'in geri dönmesini beklemek için benimle mükemmel, sahte bir hayat kurmuştu.”