İntikam: Milyarderin Çöküşü
gri gölgeler düşürdü. Tam Baran'ın söz verdiği gibi, gizli, koyu renk takım elbiseli iki adam geldi. Sessiz, verimli v
dı, çatı katında yıllardır çalışan ve ona her zaman nazik
an taşımanızı emretti," dedi Mar
ladı, kalbi göğsünde u
çin yeni bir misafir gelecek," di
aldı, sıcak suyun üzerinden akmasına izin verdi, son sekiz yılın pisliğini temizlemeye çalıştı. Basit bi
kadar açıldı. Sabah ışığında yıkanan bir kadın orada duruyordu. Hale gibi ko
arışımı bir tonda damlıyordu. İçeri girdi, sanki sahibiymiş g
şti çünkü Karin'e benziyordu. Sekiz yılını onu mükemmel bir kopyaya, gerç
"Demir Avrupa'dan dönmem için sabırsızlanıyor
nu aldı, Karin'in yanından geçip
vermeye çalıştı, so
ve sendeledi, kolu sanki dengesini kaybetmiş
rdı Karin, yere
etti, yüzü saf bir panik maskesiydi. Hale'nin yanından hızl
sanın keskin köşesine çarptı. Gözlerinin arkasında bir acı p
ğinde bile daha önce hiç duymadığı telaşlı bir dehşetle
en Hale'ye muzaffer, zehirli bir bakış atarak. "Sanırım... sanırım Hale
döndü, gözleri soğuk b
r dile," d
aksızlık o kadar derindi ki, neredeyse saç
im." Sesi bir
anamazlık acıyla s
ırlığı yokmuş gibi kollarına aldı. "Biraz terbiy
rıldanıyordu. Giderlerken, Karin Hale'ye geri baktı. Gözleri za
nca çatı katının en ucundaki bir odaya sürüklediler. Tek bir sert sandalyeden başka hiçbir
n daha genç bir hizmetçi, birkaç d
tı hizmetçi, sandalyeyi odadan çekerek. "Ve Bayan Soykan
uvar boyunca yere kaydı, kollarını dizlerinin etrafına sardı. Başındaki zonkl
resinde elektrik kesintisi sırasında neredeyse çılgına dönmüştü ve o bütün gece
bir yaraydı. H
aşladı. Soğukta ve karanlıkta sessizce ağl
orada duruyordu, koridordan gelen ışığa k
duygusuzdu. "Giyin.
bacakları açlıktan ve soğuktan za
l görünüyordu. "Ah, Hale, haline bak," dedi, sesi sahte bir sempatiyle
ardım müzayedesine geç kalaca
çi öne çıktı ve Hale'yi kabaca ayağa kaldırdı, basit kıyafetlerini çıkardı ve onu zarif, rahatsız bir
ı dönüyor ve midesi bulanıyordu. Başı hala ağrıyordu ve midesi açlıktan
e pahalı sanat eserlerine hiç dik
gösterişsiz bir parçaydı. Basit bir
ma yerinde küçük, benzersiz bir çizik vardı. Annesinindi. Yıllar ö
liğinin son parçası. Ama parası yoktu. Demir her kuruşu kontrol ediy
ılığı sonunda kırıldı. Kolunu tuttu, parmak
sesi çaresiz bir fısıltıydı. "Bu
ne eğildi. "Ah, bu çok güzel," dedi, sesi hafi