On Beş Yıl, Sonra Bir Fotoğraf
/0/96850/coverbig.jpg?v=334f1b47c168dfdcfb2cd60e00112bd5&imageMogr2/format/webp)
ydık. Lisede başlayıp evliliğe uzanan bir aşk, bir te
. Ona aldığım takım pantolonun içindeki bacağı
zehir seliydi. Yatağımızda çekilmiş fotoğraflarını ve beni terk edeceğin
rfüm kokusu gelirdi. Ben bozuk deniz tarağı yedim diye sabah bulantısı numaras
resi, Kaan'ın önünde diz çökmüş, ona pırlanta bir
mizi kimin olduğu takip edilemeyen hamiline yazılı tahvillere çevird
n, ben Portekiz'e uçtum. Kaan eve döndüğünde bomboş bir malikane, boşanma evr
lü
On altı yaşındaydık, babasının eski Tofaş'ının a
ıkta bir bulmacayı çözmeye çalışır gi
a kalmıştım. Ay ışığının zayıf aydınlığında bile
i. Tat
çasını açamayan o çocuk, dergi kapaklarını
p evliliğe uzanan bir aşk. Elif ve Kaan Soykan. Bir marka.
ız müke
olmaya
nü geldi. Bilinme
toğraftı, tek
beye boyanmış, bir erkeğin bacağının üzerin
kım pantolonun içindeydi. Onu ben almış
bir köpekbalığı dişi olan n
kesildiğin
. Daha önc
partisinde göstermişti, gülümsemesi biraz fazla p
ı çılgınca, acı verici bi
maz
oy
duvara fırlatmak. Onu arayıp beynime
mad
. Detaylar bulanıklaşana, midemdeki bulantı soğuk
ılımız? Tofaş'ın arkasındaki o çocuk
tim. Bina eskiydi, toz
n ve ölçülüydü,
"İsim değişikliği için dile
nunun ucunda, başını
ler," dedim, s
aktı. Ben Elif Soykan'dım, bir milyarderin karısı.
Aile içi şiddetle
ekliydi. Bu tehlikeyle ilgili değildi. Bu, silin
da ne is
ibiydi. "Umut Aydın." Aydın, annemin kı
şeyler yazdı. "Ve şu anki
lmamıştım. Bir zamanlar bu bir gurur meselesiydi.
Bir ilan vermeniz, bir duru
dim. "Lütfen iş
iyle damgaladı. Her damga, eski hayatı
im için, tuğla tuğla, acı içinde
Yeni bir pasaport. Yeni bir hayat. Buralardan çok uzakta. Portekiz. A
Sade beyaz bir zarfın içinde geldi. Umut
kamda bırakmaya hazırlandığı
r yardım galasındaydı, smokini içi
rdu. O büyüleyici, halka
tığım sade altın yüzüğü gösterdi. "En büyük b
ışladı. Muhab
a gelen e
rin hiçbir anlamı yoktu. Sadece seslerdi, boş hav
fırtınaydı ve ben de
kuyumcuya götürdüm. Lüks bir yer değil, sadece gözüne yapışmış bir
lan yüzüğü kadife tepsiye koydu
erimi yakıyormuş gibi elime keskin
dam, yüzüklere bakarak. "Bunlar
. "Onları eritin. Birlikte. Tek b
i okunaksızdı. "Emin misiniz han
sesim titremi
ma makinesinin vızıltısını ve köşedeki dede saa
ük, gri bir kadife
u. Çirkindi. Deforme olmuştu. Tüm o mükemmel daireler
emm
abıma sakladıktan çok sonra. Bana en sevdi
çin," dedi, ya
ne. Ceyda'nın her zaman sürdüğü
ce orada durdum, koll
ynunda, yakasının hemen üzerinde hafif kırmızı
iye sormak istedim. Ofisinde onun ge
lemedim. Soru sorm
ı, beni kendine çekti
issettim. Ellerinin tenimdek
ittim. "Yorg