“İlk hayatımda, Arslanoğlu ailesinin çok sevilen evlatlık kızıydım. Üç mükemmel abim beni sevgiye boğmuştu ve ilk aşkım Hakan bana dünyaları vaat etmişti. Ama hepsi bir yalandı. Yalıyı ateşe verdiklerinde, bahçede durup yanışımı izlediler. Alevlerin arasından kahkahalarını duydum. "O sadece bir yetim," dediler. "Yıllardır onu seviyormuş gibi yapmak çok yorucuydu." Benim için ateşe koşan tek kişi Kuzey Arslanoğlu'ydu; herkesin benden nefret ettiğini söylediği o soğuk, mesafeli amca. Çatı çökerken beni kollarında tuttu ve "Yanındayım," diye fısıldadı. Benim için öldü. Benim dünyam onların sevgisi üzerine kurulmuştu; mükemmel, korkunç bir yalan. Şimdi yeniden uyandım, yangından bir hafta önce, avukatın ofisindeyim. Milyarlarca liralık servete mirasçı olabilmem için, vasiyetnameye göre üç abimden, yani katillerimden biriyle evlenmek zorundayım. Avukat seçimimi sorduğunda gülümsedim. "Kuzey Arslanoğlu'nu seçiyorum."”