“Herkes şehrin en iyi jinekoloğu olan bu adamın kadınlardan uzak durduğunu bilirdi. Önüne kim gelirse gelsin, onlara asla ilgi göstermezdi. Ben ise on yıllık birlikteliğimizde onun için farklı olduğumu sanmıştım, ta ki beni kendisine dokundurtmayana kadar. Kazara koluna değsem bile, "Dokunma bana!" diye sertçe çıkışırdı. Bir gece yatağına girmeye çalışmamın ardından, beni başka adamlarla zorla yatırmaya kalktı. Ağlayıp isyan ettiğimde ise, "Sonsuza dek bekâr kalmana izin veremem," diye soğukça yanıt verdi. On birinci kez aynı şeyi yapmaya kalkınca, artık dayanamayıp iki yüz uyku hapı yuttum. Gözlerimi hastanede açtığımda, ilk kez bana dokunmama izin verdi. Başımı öperken gözlerinde hiç görmediğim bir tutku vardı. Sonunda onu kazanmaya başladığımı sandım. Ama ertesi gün özel villasında başka bir kadını kucaklarken yakaladım. O kadının başını öperken, gözlerinde bana hiç göstermediği bir aşkla bakıyordu. Onu suçladığımda bana buz gibi baktı. "O senin gibi değil," dedi. "Onun aklında kirli düşünceler yok, erkekleri baştan çıkarmaya çalışmıyor." Dudaklarımı kanatana kadar ısırdım, çünkı artık her şey bitmişti. "Peki, Ethan. Ayrılalım. "”