“Beş yıl önce kadın, hukuk dünyasının en başarılı avukatlarından biriydi. Fakir bir tıp öğrencisi olan adam, uluslararası bir ilaç devinin kurguladığı suçlamalardan kurtarmak için kariyerini feda etmekten çekinmemişti. Bedeli ağır oldu: güçlü düşmanlar edindi, gizlice zehirlendi ve sesini sonsuza dek kaybetti. Bir daha asla bir mahkeme salonunda avukat cübbesini giyemeyecekti. Tüm kabiliyetlerini bir kenara bırakıp, onun yanında sessiz bir sevgili olarak yaşamayı seçti. Beş yıl sonra adam tıp dünyasının yükselen yıldızı oldu, ancak tüm nezaketini ve sabrını başka bir kadına adadı. Genç öğrenci arkadaşı beyaz elbisesiyle, neşeli bir gülümsemeyle adama şöyle dedi: "Duyduğuma göre bir zamanlar harika bir avukattın, ama şimdi hiç de öyle görünmüyorsun!" Adam ise en soğuk sesiyle, kadının fedakarlığını bir yük olarak tanımladı: "Benimle yan yana durabilecek bir sevgiliye ihtiyacım var, ilgilenmem gereken bir hasta değil." Bir zamanların aşkı, kalbini paramparça eden bir bıçağa dönüşmüştü. Sessiz bir umutsuzluğun onu boğacağını sanıyordu. Ta ki, eski bir meslektaşından gelen bir e-posta hayatını değiştirene kadar: "O şirketin yıllar önce hiçbir şeyi olmayan bir öğrenciye iftira atmak için neden bu kadar para harcadığını hâlâ öğrenmek ister misin?" Anladı ki kaybettiği şey sadece sesi ve aşkı değildi. Canı pahasına korumaya çalıştığı her şey, başından beri kurgulanmış bir yalanmış.”