İstenmeyen Eski Eş: Dünyanın Peşinden Koştuğu Dahi

İstenmeyen Eski Eş: Dünyanın Peşinden Koştuğu Dahi

Robinet Poorvu

5.0
Yorum(lar)
876.1K
Görüntüle
260
Bölümler

Üç yıl boyunca Kaya ailesinin Boğaz'daki yalısında, sosyetenin alay konusu olan, sesi soluğu çıkmayan köylü kılıklı sünepe gelin bendim. Kocam Kerem beni sosyetik güzeli Melis'le aldattığında ve boşanma protokolünü önüme koyduğunda tek kuruş nafaka istemedim. Adliye koridorunda, üzerimdeki bol trençkot ve kalın kemik gözlüklerimle bana iğrenerek baktı. "Sokaktan topladım seni! Dua et ki seni tek kuruşsuz sokağa atmakla yetiniyorum!" diye bağırdı herkesin içinde. Metresi Melis ise koluna girip sahte bir acımayla, sokakta kalmamam için bana eski dairesinin anahtarını teklif etti. Onlar için ben, sadece Kaya ailesinin lütfuyla yaşamış ve şimdi kapının önüne konulan bir çöptüm. Kerem, beni bu şehirde bir kuru ekmeğe muhtaç edeceğine yemin ederken, içimden sadece gülmek geliyordu. Bilmedikleri şey şuydu; ben o yalıdaki aşağılanmalara sadece anneme yardım eden babaannesine olan vefa borcum için katlanmıştım. Son imzayı atıp tuvaletteki aynanın karşısına geçtiğimde, o demode gözlükleri çöpe fırlattım ve saçlarımı açtım. Üç yıllık esaret bitmiş, hesap tamamen kapanmıştı. Kerem, metresi Melis'in ölümcül karaciğer yetmezliğini tedavi ettirebilmek için yeraltı tıp dünyasının mutlak hâkimi "King"in açtığı atış yarışmasını kazanmak zorundaydı. O gece, üç yıldır kapalı olan şifreli bilgisayarımı açtım, kan kırmızısı rujumu sürdüm ve karanlık ağa giriş yaptım. Kerem'i tam da en güvendiği, en kibirlendiği o poligonda, herkesin gözü önünde ezip geçecektim. Oyun asıl şimdi başlıyordu.

İstenmeyen Eski Eş: Dünyanın Peşinden Koştuğu Dahi Bölüm 1 No.1

"Kısır olduğun için mi kapının önüne koyuldun, Aylin Hanım?"

Mikrofonun metal ucu Aylin'in çenesine çarpacak kadar yaklaştı. Çağlayan Adliyesi'nin ağır döner cam kapısından çıktığı anda sonbaharın kuru ayazı tenine iğneler gibi battı. Üzerindeki üç yıllık, rengi atmış bej trençkotun yakalarını yukarı çekerken duraksamadı. Fotoğraf makinelerinin patlayan flaşları gözünü alıyordu ama yüzündeki o donuk, ifadesiz maskeyi bozmadı.

"Kaya Holding'in veliahtı Kerem Bey'in sizi aldattığı doğru mu? Boşanma protokolünde tek kuruş nafaka istemediğiniz söyleniyor!"

Bir diğer muhabir omzunu iterek önüne geçti. Aylin adımlarını yavaşlatmadı. Gözlerinin önündeki kalın, demode siyah kemik gözlüğün ardından kalabalığa baktı. Bu insanlar için o sadece üç yıl boyunca sosyetenin alay konusu olmuş, Aydın'ın bir köyünden gelip Boğaz'daki yalıya sığınmış, sesi soluğu çıkmayan sünepe bir gelindi. Kaya ailesinin lütfuyla yaşayan, şimdi de çöpe atılan bir fazlalık.

"Geri çekilin," dedi adliyenin güvenlik görevlisi, etraftaki barikatı zorlukla tutarak.

Aylin başını hafifçe eğip mırıldandı:

"Teşekkürler."

Kaldırım taşlarına basan eski topuklu ayakkabılarının çıkardığı ses, etraftaki fısıltılara karışıyordu. Binanın içine doğru ilerleyen koridorda yankılanan fısıltılar daha da zehirliydi. Adliye personeli ve davalarını bekleyen zenginler, ona acıyan ve küçümseyen gözlerle bakıyordu. Bir hiçti onlar için. Boş bir kabuk.

Aile Mahkemesi'nin bulunduğu üçüncü kat koridoruna vardığında ışıklar daha da loşlaştı. Koridorun sonunda, mermer duvara yaslanmış sigara içen silueti gördü.

Kerem Kaya.

Üzerindeki İtalyan kesim lacivert takım elbisesi, özel dikim gömleği ve kolundaki pırlanta kaplama saatiyle her zamanki gibi kusursuz bir kibrin heykeliydi. Aylin'in yaklaştığını görünce sigarasından derin bir nefes çekti, dumanı doğrudan onun yüzüne doğru üfledi. Gözlerinde en ufak bir pişmanlık kırıntısı yoktu; aksine tiksintiyle süzdü Aylin'in solgun yüzünü, bollaşmış trençkotunu.

"Hâlâ aynı paçozluk," dedi Kerem, kravatının düğümünü tek parmağıyla hırsla gevşeterek. "Şu haline bak. Üç yıl boyunca sana zarafet öğretmeye çalıştım ama kanında var köylülük. Bir insan hiç mi değişmez?"

O anda Kerem'in arkasındaki kapı aralandı. Kusursuz dalgalarla omzuna dökülen bal rengi saçları, üzerindeki açık pembe kaşmir takımıyla Melis Doğan belirdi. Yüzünde adeta melekleri kıskandıracak bir masumiyet vardı. Narin adımlarla gelip Kerem'in koluna girdi, göğsüne yaslandı.

"Kerem, sevgilim... Lütfen sert konuşma," dedi Melis. Sesi bir şurup kadar tatlı ama bir o kadar zehirliydi. Gözlerini Aylin'e çevirdi, yapay bir hüzünle dudaklarını büzdü. "Aylin ablacığım... Gerçekten çok üzgünüm. Biz böyle olsun istemezdik ama aşk işte, engel olamadık. Eğer taşınacak bir yer bulamadıysan, benim eski dairemin anahtarını sana verebilirim. Sokakta kalmanı istemem."

Melis elini uzatıp Aylin'in koluna dokunmaya yeltendi.

Aylin tek bir adım geri çekildi. Melis'in narin, manikürlü eli havada asılı kaldı. Kalın çerçeveli gözlüklerinin gerisindeki gözler öyle bir soğuklukla parladı ki, Melis istemsizce irkildi.

"Dokunma," dedi Aylin. Sesi fısıltı kadar pürüzsüz ama bir bıçak kadar keskindi.

Kerem öfkeyle parladı. Parmakları arasındaki sigarayı hemen yanlarındaki çöp kutusunun metal kapağına hırsla bastırıp ezdi.

"Haddini bil lan artık!" diye gürledi Kerem. Koridordaki birkaç avukat dönüp baktı. "Hâlâ neyin havasındasın sen? Sokaktan topladım seni! Babaannem olmasa kapımın önünden geçemezdin. Melis sana insanlık yapıyor, sen hâlâ o iğrenç gururunla dikleniyorsun. Dua et ki seni tek kuruşsuz sokağa atmakla yetiniyorum!"

Aylin cevap vermedi. Dudaklarının kenarında belli belirsiz, buz gibi bir kıvrılma oluştu. Bakışlarını Kerem'in öfkeden kısılan gözlerine dikti, ardından tek kelime etmeden uzlaşma odasının kapısını itti.

Bu umursamazlık Kerem'in kanını beynine sıçrattı. Ağır adımlarla içeri daldı, arkasından kapıyı tekmesiyle öyle bir çarptı ki camlar zangırdadı.

"Sana konuşuyorum paçavra!"

Masanın başında bekleyen arabulucu avukat irkilerek ayağa kalktı. Önündeki evrakları titreyen ellerle düzeltti. Aylin masaya doğru yürüdü, yıpranmış deri çantasını sandalyenin üzerine bıraktı.

"Protokol nerede?" diye sordu Aylin. Ses tonunda ne bir titreme ne de bir keder vardı.

Avukat önündeki üç nüshayı uzattı. Kerem masanın diğer tarafına geçip ellerini masaya dayadı, gövdesini Aylin'e doğru eğerek baskı kurmaya çalıştı.

"İmzala şunu ve defol," dedi dişlerinin arasından. "Bu şehirden de gideceksin. Kaya soyadını ağzına aldığını duyarsam seni doğduğuna pişman ederim. Benim adım Kerem Kaya. Seni bu şehirde bir kuru ekmeğe muhtaç ederim, kimse yüzüne bakmaz!"

Aylin masadaki dolma kalemi aldı. Parmakları sertti. Kalemin ucu kâğıda değdiğinde duraksadı. Koyu mavi mürekkep beyaz sayfanın üzerinde küçük, karanlık bir nokta halinde dağıldı. Göğsü derinden inip kalktı; son üç yılın aşağılanmaları, köşede sessizce yutulan gözyaşları, Zehra Hanım'ın hatırına katlanılan o iğrenç kibir bir anlığına boğazını sıktı. Ama sadece bir anlığına.

Ardından kalemi akıcı, kusursuz bir hatla kaydırdı.

Aylin Aksoy.

İmzayı attığı an, protokol dosyasını avucunun içiyle öyle sert bir hızla Kerem'e doğru itti ki, dosyanın keskin kenarı Kerem'in masadaki sağ elinin üzerini boydan boya çizdi. İnce bir kan çizgisi Kerem'in beyaz teninde belirdi.

"Ne yapıyorsun lan sen!" Kerem elini geri çekip kanayan yere baktı. Şaşkınlıktan dili tutulmuştu. Karşısındaki bu kadının başını kaldırıp ona ters bir bakış attığını bile üç yıldır görmemişti. Şimdi ise o gözlerde vahşi, yırtıcı bir şey vardı.

Melis kapı aralığından başını uzattı, imzalanmış kâğıtları görünce gözlerinde bir zafer parıltısı çaktı. Hemen içeri süzülüp Kerem'in kanayan eline yapıştı.

"Aşkım! İnanamıyorum, resmen saldırdı sana! Polis çağıralım!"

Aylin masadaki çantasını aldı. Ne Kerem'e ne de Melis'e baktı. Kapıya doğru yürürken omzunu kasten Kerem'in koluna çarptı. Çarpmanın şiddetiyle Kerem bir adım geriledi.

"Sana yemin ediyorum Aylin," diye bağırdı Kerem arkasından, sesi öfkeden çatallanarak. "Diz çöküp ayaklarıma kapanacaksın! Geri dönmek için yalvaracaksın bana! Ama o gün geldiğinde seni kapımdaki köpeklerin önüne atacağım!"

Aylin kapıyı çekip çıktı. Hızlı adımlarla koridoru geçti, köşeyi dönüp kadınlar tuvaletine girdi. İçeride kimse yoktu. Kapıyı arkasından kilitledi. Metal kilidin yuvasına oturma sesiyle birlikte sırtını kapıya yasladı. Ciğerlerine hava dolmuyordu sanki. Lavabonun mermerine kadar yürüdü, iki eliyle tezgâha tutundu.

Aynaya baktı.

Karşısında duran kadın; solgun, göz altları çökmüş, yüzünü kapatan o çirkin gözlüklerin ardına saklanmış bir esirdi. Aylin'in parmakları titredi. Bu görüntüden, bu sahte acizlikten midesi bulandı.

"Bitti," dedi fısıltıyla.

Elini yüzüne götürdü. O demode siyah çerçeveli gözlüğü çekip çıkardı. Hiç tereddüt etmeden yanındaki çöp kovasına fırlattı. Plastik çerçevenin metal kutunun dibine çarpıp kırılma sesi boş tuvalette çınladı.

Ardından elleri saçlarına gitti. Sımsıkı toplanmış, ensesinde düğümlenmiş tokaları tek tek söktü. Başını geriye doğru savurduğunda, dalgalı, gür, kömür karası saçları bir çağlayan gibi omuzlarına, sırtına döküldü. Yüzünün keskin hatları, çıkık elmacık kemikleri ve ölümcül bir zarafete sahip derin kahverengi gözleri ortaya çıktı. O köylü kılıklı kadından eser kalmamıştı; aynadaki kadın, tetiğe dokunduğunda binlerce insanın nefesini kesen o efsaneydi.

Çantasının dibinden küçük, siyah bir kutu çıkardı. Kapağını açtı; kan kırmızısı bir ruj.

Aynaya yaklaşarak dudaklarına sürdü. Rengin keskinliği, bembeyaz teniyle öyle bir tezat oluşturdu ki, yüzündeki her bir kıvrım tehlikeli bir silaha dönüştü. Trençkotun düğmelerini açtı, yakasını düzeltti. Omuzlarını dikleştirdi, çenesini kaldırdı.

Tuvaletin kilidini açıp dışarı adım attığında topuklarının mermerde çıkardığı ses artık çekingen değil, bir kraliçenin adımları gibi sert ve ritmikti.

Koridordaki insanlar donup kaldı. Birkaç saniye önce içeri giren o sünepe kadının çıktığına kimse inanamıyordu. Yanından geçtiği adliye katipleri, elindeki dosyaları düşüren stajyer avukatlar gözlerini ondan alamıyordu.

Aylin adliyenin ana kapısından dışarı çıktı.

Dışarıdaki gazeteciler toparlanmak üzereydi. Merdivenlerden inen kadını gördüklerinde aralarında bir dalgalanma oldu. Kameralar hızla o yöne çevrildi ama kimse deklanşöre basamadı. O auranın, o duru ama yırtıcı güzelliğin karşısında donup kalmışlardı.

"Bu... Bu o mu?" diye fısıldadı bir muhabir. "Kaya'ların boşadığı kadın mı bu?"

Aylin merdivenlerin ortasında durdu. Rüzgâr siyah saçlarını savururken kameranın tam ortasına baktı. Kırmızı dudakları yavaşça kıvrıldı.

"Kerem Kaya'ya iletin," dedi, sesi mikrofonlara ihtiyaç duymadan da tüm merdivenlerde yankılanacak kadar netti. "Benim kapının önüne koyduğum çöpü, dileyen sokak köpeği alıp sahiplenebilir."

Muhabirler nefeslerini tuttu. Deklanşörler çılgın gibi patlamaya başladı.

Tam o anda, caddenin kenarında simsiyah, mat kaplama bir Aston Martin kulakları sağır eden bir motor homurtusuyla fren yaptı. Lastiklerden çıkan beyaz duman havaya karıştı. Yolcu tarafının karartılmış camı indi. İçeride siyah güneş gözlükleriyle direksiyonu tutan Selin Aydın sırıttı.

"Atla patron!" diye bağırdı Selin. "Bu çöplükte fazla oyalandın!"

Aylin merdivenleri tek bir tereddüt bile etmeden indi. Kapıyı açıp ön koltuğa bindi, kapıyı sertçe çarptı.

O sırada adliyenin kapısından fırlayan Kerem, basının oluşturduğu kalabalığı yararak basamaklara ulaştı. Gözleri çılgın gibi etrafı tarıyordu. Gördüğü tek şey, gaza basıp tozu dumana katarak uzaklaşan Aston Martin'in kırmızı stop lambaları ve açık camdan geriye savrulan siyah dalgalı saçlardı.

Kerem basamakta taş kesildi. Göğsünde anlamsız, boğucu bir sızı peydah oldu. Kalbi daha önce hiç atmadığı kadar düzensiz çarpıyordu.

Aston Martin virajı alıp ana yola çıkarken, Aylin dikiz aynasından küçülen adliye binasına baktı. Yüzündeki o donuk maske tamamen eridi; üç yıldır ilk kez gözlerinin içi parlayarak gülümsedi.

Selin vitesi üçe takarken kahkaha attı:

"Eee, Aylin Hanım? Şimdi nereye? Yeni bir hayat mı?"

Aylin başını koltuğun deri başlığına yasladı. Gözlerinde soğuk, hesapçı bir şimşek çaktı:

"King'in dönüş vaktidir Selin. Oyun asıl şimdi başlıyor."

---

Okumaya Devam Et
Bölümler
Şimdi Oku
Kitabı İndir
İstenmeyen Eski Eş: Dünyanın Peşinden Koştuğu Dahi İstenmeyen Eski Eş: Dünyanın Peşinden Koştuğu Dahi Robinet Poorvu Çağdaş
“Üç yıl boyunca Kaya ailesinin Boğaz'daki yalısında, sosyetenin alay konusu olan, sesi soluğu çıkmayan köylü kılıklı sünepe gelin bendim. Kocam Kerem beni sosyetik güzeli Melis'le aldattığında ve boşanma protokolünü önüme koyduğunda tek kuruş nafaka istemedim. Adliye koridorunda, üzerimdeki bol trençkot ve kalın kemik gözlüklerimle bana iğrenerek baktı. "Sokaktan topladım seni! Dua et ki seni tek kuruşsuz sokağa atmakla yetiniyorum!" diye bağırdı herkesin içinde. Metresi Melis ise koluna girip sahte bir acımayla, sokakta kalmamam için bana eski dairesinin anahtarını teklif etti. Onlar için ben, sadece Kaya ailesinin lütfuyla yaşamış ve şimdi kapının önüne konulan bir çöptüm. Kerem, beni bu şehirde bir kuru ekmeğe muhtaç edeceğine yemin ederken, içimden sadece gülmek geliyordu. Bilmedikleri şey şuydu; ben o yalıdaki aşağılanmalara sadece anneme yardım eden babaannesine olan vefa borcum için katlanmıştım. Son imzayı atıp tuvaletteki aynanın karşısına geçtiğimde, o demode gözlükleri çöpe fırlattım ve saçlarımı açtım. Üç yıllık esaret bitmiş, hesap tamamen kapanmıştı. Kerem, metresi Melis'in ölümcül karaciğer yetmezliğini tedavi ettirebilmek için yeraltı tıp dünyasının mutlak hâkimi "King"in açtığı atış yarışmasını kazanmak zorundaydı. O gece, üç yıldır kapalı olan şifreli bilgisayarımı açtım, kan kırmızısı rujumu sürdüm ve karanlık ağa giriş yaptım. Kerem'i tam da en güvendiği, en kibirlendiği o poligonda, herkesin gözü önünde ezip geçecektim. Oyun asıl şimdi başlıyordu.”
1

Bölüm 1 No.1

09/09/2026

2

Bölüm 2 No.2

09/09/2026

3

Bölüm 3 No.3

09/09/2026

4

Bölüm 4 No.4

09/09/2026

5

Bölüm 5 No.5

09/09/2026

6

Bölüm 6 No.6

09/09/2026

7

Bölüm 7 No.7

09/09/2026

8

Bölüm 8 No.8

09/09/2026

9

Bölüm 9 No.9

09/09/2026

10

Bölüm 10 No.10

09/09/2026

11

Bölüm 11 No.11

09/09/2026

12

Bölüm 12 No.12

09/09/2026

13

Bölüm 13 No.13

09/09/2026

14

Bölüm 14 No.14

09/09/2026

15

Bölüm 15 No.15

09/09/2026

16

Bölüm 16 No.16

09/09/2026

17

Bölüm 17 No.17

09/09/2026

18

Bölüm 18 No.18

09/09/2026

19

Bölüm 19 No.19

09/09/2026

20

Bölüm 20 No.20

09/09/2026

21

Bölüm 21 No.21

09/09/2026

22

Bölüm 22 No.22

09/09/2026

23

Bölüm 23 No.23

09/09/2026

24

Bölüm 24 No.24

09/09/2026

25

Bölüm 25 No.25

09/09/2026

26

Bölüm 26 No.26

09/09/2026

27

Bölüm 27 No.27

09/09/2026

28

Bölüm 28 No.28

09/09/2026

29

Bölüm 29 No.29

09/09/2026

30

Bölüm 30 No.30

09/09/2026

31

Bölüm 31 No.31

10/09/2026

32

Bölüm 32 No.32

10/09/2026

33

Bölüm 33 No.33

10/09/2026

34

Bölüm 34 No.34

10/09/2026

35

Bölüm 35 No.35

10/09/2026

36

Bölüm 36 No.36

10/09/2026

37

Bölüm 37 No.37

10/09/2026

38

Bölüm 38 No.38

10/09/2026

39

Bölüm 39 No.39

10/09/2026

40

Bölüm 40 No.40

10/09/2026