/0/88083/coverorgin.jpg?v=189591db922da1d6f5f0d3d517233441&imageMogr2/format/webp)
Can'ın okul sonrası etüt programından gelen ret mektubu, yüzüme inen bir tokat gibiydi.
Tek istediğim, beş yaşındaki tatlı oğlum için güvenli ve bütçeme uygun bir yerdi.
Ama ret gerekçesi beni şoka uğrattı: kontenjan, kocam Astsubay Kıdemli Başçavuş Tolga Baran’ın “başka bir çocuğu” tarafından doldurulmuştu.
Tolga, kontenjanın “şehit eşi” Ceyda’nın oğlu Kaan için olduğunu itiraf etti. Terfisi için onlara yardım etmesi gerektiğini, bunun Can’ın ihtiyaçlarını umursamazca bir kenara atarak yaptığını söyledi.
Sonra da Ceyda’nın ayağının altında dolaşmasın diye Can’ı “gayriresmi” olarak görev yaptığı birliğe götürmeyi teklif etti.
Aptal gibi kabul ettim. Oğlumu, sırtında küçük çantası ve çok sevdiği roket resimli tişörtüyle bir Kamil Koç otobüsüne bindirdim.
Üç gün sonra o telefon geldi: Can kaçırılmıştı.
Tolga teselli etmek için değil, öfkeyle bağırarak suçlamak için geldi: “Eğer bu kadar yaygara koparmasaydın… Eğer biraz daha güçlü olsaydın, bunlar yaşanmazdı.”
Bana “hayatına devam etmemi” söyledi, sonra Ceyda ve Kaan’ın yanına geri döndü. Beni sessiz, boş bir evde, Can’ın mavi tişörtünden kalma yırtık pırtık tek bir parçayla baş başa bıraktı.
Ezici suçluluk duygusu ve dayanılmaz boşluk beni bir avuç hap yutmaya, her şeyi unutmak için dua etmeye itti.
Sevdiğim adam, oğlumun babası, hayatımızı nasıl bu kadar kolay mahvedip sonra da beni suçlayabilirdi?
Neden onun yalanlarına inandım, çocuğumu onun kariyeri ve yasak ilişkisi için feda ettim?
Eğer gerçeği bilseydim bunu engelleyebileceğim düşüncesi, işkence gibi bir azaptı.
Sonra bir sabah, kendi yatağımda uyandım. Takvim 15 Mayıs’ı gösteriyordu; Can’ın etüt başvurusunu yapacağım gün.
“Anneciğim? Uyandın mı?”
O minik ses, Can’ın capcanlı ve sapasağlam görüntüsü gözyaşlarımı ve kristal berraklığında anıları akıttı.
Bu sefer kurban olmayacaktım.
Parmaklarım telefona uzandı, doğruca Milli Savunma Bakanlığı Teftiş Kurulu’nu aradım.
Bölüm 1
Can’ın okul sonrası etüt programından gelen ret mektubu, titreyen elimde buruşan ucuz kağıdıyla yüzüme inen bir tokat gibiydi. Mektupta, kontenjanın Astsubay Kıdemli Başçavuş Tolga Baran’ın başka bir çocuğu tarafından çoktan doldurulduğu yazıyordu. Benim Tolga’mın.
“Başka bir çocuk mu?” diye fısıldadım, kelimeler boğazıma dizildi.
/0/96655/coverorgin.jpg?v=cbcac43b8f3b5e6fdca3bea5a9027689&imageMogr2/format/webp)
/0/96525/coverorgin.jpg?v=ce2c30b62699eb5c04b0fde3322a71ac&imageMogr2/format/webp)
/1/100528/coverorgin.jpg?v=7fe3c67216fdad229f4db9b244b6758e&imageMogr2/format/webp)
/0/88095/coverorgin.jpg?v=6f66df601ec7eaa84a44170dbb311ad6&imageMogr2/format/webp)
/0/96360/coverorgin.jpg?v=5fe325954a36734b9f5599786f2bddd2&imageMogr2/format/webp)
/0/96679/coverorgin.jpg?v=9da34f8923717bbff419f589a3e31a79&imageMogr2/format/webp)
/0/96777/coverorgin.jpg?v=3e494aeb3c458182248928460ab901a2&imageMogr2/format/webp)
/0/96791/coverorgin.jpg?v=7cf323c817e2daad77de819e7cfe124d&imageMogr2/format/webp)
/0/99764/coverorgin.jpg?v=c631042f4ccea980f0995ea7502d43a3&imageMogr2/format/webp)
/1/101170/coverorgin.jpg?v=1e664b50db4ee1c525d0b29bee09d2b6&imageMogr2/format/webp)