“Öleceğimin ilk işareti kar fırtınası değildi. İliklerime işleyen o dondurucu soğuk da değildi. Asıl işaret, nişanlımın gözlerindeki o bakıştı. Hayatımın eserini, hayatta kalmak için tek güvencemizi, başka bir kadına verdiğini söylediği andaki o bakış. "Cansu donuyordu," dedi, sanki ben yersiz bir tepki veriyormuşum gibi. "Sen uzmansın, halledersin." Sonra uydu telefonumu aldı, alelacele kazılmış bir kar çukuruna beni itti ve ölüme terk etti. Yeni sevgilisi Cansu, benim pırıl pırıl parlayan akıllı battaniyeme sımsıkı sarınmış halde belirdi. Fırtınaya karşı son koruma katmanım olan tulumumu kendi kazmamla parçalarken gülümsüyordu. Ben orada donarak can çekişirken, "Kes şu dramayı," dedi nişanlım, sesi aşağılamayla doluydu. Her şeyimi aldıklarını sandılar. Kazandıklarını sandılar. Ama kolumun yenine diktiğim gizli acil durum sinyal vericisinden haberleri yoktu. Ve son gücümle onu çalıştırdım.”