icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Unutkan Kocamı Terk Ettikten Sonra, Beni Sevmesini Öğrendi

Bölüm 4 4.Bölüm

Kelime Sayısı: 446    |    Yayın tarihi: 17/12/2025

ği yere ancak bir

ı bir şekilde iyileştiğini doğrulayıncaya kadar yanı

an tanıdık akşam yemeği kokusu yoktu. Sadec

nde tarif edilemez bir

de değil

izliğe çekilme için şehir dışına çıkt

doğru zaman

ni kanepeye attı ve doğruca ikinc

e sormak üzereydi. Ancak eskiden "Yatak Odası

diği tüm yapışkan notlar odadan v

rda asılıydı, ancak altındaki y

isel eşyaları—kozmetik ürünleri, kıyafetleri,

burada hiç yaşa

i huzursuzluk da

üzerinde sessizce duran

r onun ve Josie'nin fotoğraf

mış, sadece boş beyaz

oğuk dokunuşu parmak

verdiğini ve duş alırken bile çı

nu geride b

lama gel

mediği bir panik, görünmez b

ce kendi inisiyatifiyle hiç a

ız numara

dı. "Josie'nin planını öğren. Sessizliğe çekil

derinleştirdi. "Efendim, Miss Walton için hiçbir seyahat kaydı yok.

eyahat k

r dışına nas

ksız bir düşü

miş

meye değil, gerç

özel tele

eki uzak bir şehirden bilinm

lefonu açtı. "Kim

rkek sesi geldi. "Roger Bey siz

bir şekilde sıkıştı.

ası Batı Nehir Şehri Polis Departmanı. Azure Nehri'nin aşağısında bir kadın cesedi buldu

hni uğuldamaya başlad

nınmayacak derecede zarar görmüş. Kimliğini doğrulamak ve DNA karşı

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Unutkan Kocamı Terk Ettikten Sonra, Beni Sevmesini Öğrendi
Unutkan Kocamı Terk Ettikten Sonra, Beni Sevmesini Öğrendi
“Kocam, sektörde tanınan bir altın avukattı. Ancak, dava dosyaları dışında hiçbir şeyi aklında tutamıyordu. Doğum günümü asla hatırlamadı. Evlilik yıldönümümüz de hafızasında bir yer bulamadı. Her gece yatak odamızın önünde durur, nazik fakat uzak bir sesle sorardı: "Bu oda mıydı?" Hatta ismimi, yüzümü bile tanımıyordu... Beni "hatırlaması" için duvara düğün fotoğrafımızı astım. Altına "Yıldönümümüz: 20 Mayıs" notunu iliştirdim. Yatak odasının kapısına "Burası Yatak Odamız" yazılı bir plaka koydum. Evdeki neredeyse her eşyanın üzerine, ne işe yaradığını ve bize ne ifade ettiğini anlatan küçük notlar yapıştırdım. Bunun yoğun iş temposunun bir sonucu olduğunu düşünmüş, hiç şikayet etmemiştim. Ta ki o güne kadar, zincirleme bir trafik kazasında ben ve onun çocukluk arkadaşı aynı anda acil servise kaldırıldık. Deliler gibi onun yatağına koştu. Net ve telaşlı bir sesle haykırdı: "Taşikardisi var! Geçen ay grip oldu, ateş yoktu ama..." Hemşire onu tutup sordu: "Beyefendi, eşiniz de kritik durumda. Herhangi bir hastalık öyküsü veya alerjisi var mı?" O, başını çevirip kanlar içindeki bana baktı. Şaşkın bir ifadeyle başını iki yana salladı: "Bilmiyorum." İşte o an anladım: Onun hafızası zayıf değildi. Aksine, olağanüstü derecede keskin bir hafızası vardı. Sadece, o kusursuz ve değerli hafızasının tamamını başka bir kadına adamıştı. Benimle ilgili her şey ise, zihninde hiçbir zaman yer bulmamıştı. Bu, sevgi ve ihanet arasındaki en acımasız mücadeleydi. Bu, yüreği paramparça eden bir kendini arayış hikâyesiydi. Ama nihayet onu bırakmaya karar verdiğimde, paniğe kapılan o oldu...”