“Ming ailesinin kızı ile Yan ailesinin mafya lideri, doğuştan birbirine düşman olarak gelmişti, ama tam da bu karşılıklı çatışmanın içinde aşk yeşerdi. Yan Lin, Ming Yu ile ilk karşılaştığı gün onu öldürmesi gerekirken, silahının doğrultusunu değiştirip bu güzel ve gururlu Ming kızını kurtardı. Ming Yu kurtulduktan sonra kaçabilirdi, ama onun derin gözlerine gönüllü olarak düştü. Üç yıl boyunca gizlice birlikte yaşadılar; Ming Yu, onun karanlık gecesindeki tek ışıktı. Yan Lin de onun için bir hayale kapıldı; Sicilya'da görkemli bir düğün düzenleyip aşklarını aile düşmanlığının prangalarından kurtarmayı düşledi. Aşkın en uç noktasında, Ming Yu onun için aile kimliğinden vazgeçmeye razıydı; Yan Lin ise onun uğruna tüm yeraltı dünyasına meydan okumaya cesaret ediyordu. Yan Lin'in 32. doğum gününde, Ming Yu'nun yüzlerce sayfalık bir dosyayı Ming ailesinin liderine teslim ettiğini kendi gözleriyle gördü. Ardından Yan ailesinin şirketi ağır bir darbe aldı. Yürek parçalayan bir acı onu boğdu; gece gündüz birlikte olduğu sevgilisinin ona ihanet edebileceğine inanmak istemiyordu. Ming Yu hiçbir şeyden habersizdi; kapıdan çıkar çıkmaz kaçırıldı. Ayak bileklerine zincir vuruldu, deniz suyu boğazına doldu. Cellat soğuk bir gülümsemeyle, "Bu, Yan Lin'in emri," dedi. Ölene kadar, sevgilisinin onu ölüme mahkûm ettiğini sandı.”