Beren, denize sıfır lüks bir kafenin en uç masasındaydı. Üzerinde sade ama şık, beyaz ipek bir bluz vardı. Önündeki fincanda
er yoktu; aksine, yine o iğrenç, kaba kibriyle donanmıştı. Hızlı adım
ncanının hemen yanına sertçe fırlattı. "Al şunu," dedi, dudaklarında
bir yudum aldı. Gözleri
sandın?" Kenan alaycı bir şekilde güldü. Kaşlarını o tanıdık, ukala tavrıyla çattı. "Sana sade
birli yüzüne dikti. "Kenan," dedi sesi ipek kadar yumuşak ama bir o kadar da zehirliydi. "Se
vurdu. "Ben Köprülü ailesinin tek varisiyim!" diye bağırdı, sesi kafedeki diğer müşterilerin dönü
çeri daldırdı ve dün gece Kıvanç Paşa'nın masaya ittiği o siya
aslan gitmiş, yerine köşeye sıkışmış bir fare gelmiş
oparlör düğmesine bastı ve telefonu masanın ta
adece bir
ve
in, hafif hırıltılı, otoriter sesiydi. Hoparlörden gele
i oturduğu sandalyeden geriye doğru sıçradı. Dizi masanın kalın ahşap a
Paşa Hazretleri," dedi sakin, işveli bir sesle. "Hekim Şifa ile
si, bir önceki güne göre çok daha ilgiliydi. "Güzel. Para transferi
. Kenan, iki elini de göğüs hizasında birleştirmiş, adeta Beren'e
çük bir pürüz var. Boşanma sürecimi hızlandırmaya çalışıyorum ama birileri
izlik oldu. Sonra Kıvanç'ın sesi, kutuplard
iyle masaya tutunarak ayakta kalmaya çalışıyordu. Eğer Beren onun adını
edi. İntikamın tadı damağında dağılıyordu. Sonra yavaşça, "Önemli d
ni haberdar et," dedi Kı
dalyesine geri yığıldı. Vücudu zangır zangır titriyordu. Beren'in artık amcasının şemsiyes
protokolünü çıkardı. Kenan'ın önüne doğru itti. Yanına
birli dudakları çaresizlikle büzüldü. Sayfanın sonuna, tüm servetinin ya
Kenan'a son bir kez, bir böceğe bakar gibi baktı ve kafeden çıkıp gi
/1/119565/coverbig.jpg?v=21b1ce2c29c651ceb5bbbfe0db391db7&imageMogr2/format/webp)