icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Zengin Kocasını Terk Eden Gizli Dahi

Bölüm 4 No.4

Kelime Sayısı: 658    |    Yayın tarihi: 10/06/2026

ma sesi odad

u ama bu korkudan değil, midesindeki o iğrenç bulantıdandı

çerisi, Arslan'ın onun için aldığı, her biri servet değerinde olan

ile. Gözleri, dolabın

rları aşınmış eski siyah valizini çıkardı. Üzer

pantolon ve senaryo yazarlığı üzerine olan yıpranmış ki

sına geri döndü. Makyaj m

ne koydu. Kapağını açtı. İçinde, Arslan'ın ona verdiği limitsiz s

e baktı. Hiç tereddüt etmeden yüzüğü parmağından sıyırdı. Kartların yanına, ko

pı aniden t

girdi. Gözleri önce komodinin üzerindeki yüz

ü sıktı. Odayı uzun adımlarla geçti. Yerdeki valize

n alev alevdi. "Bu saçmalık ne zamana kadar sür

tı. Arslan'ın uza

kaladı ve duvara doğru itti. Bedenini

in görüş açısını kapattı. Aral

ceketinden buram buram tütüyordu. Arslan'ın kendi ten kokusuyla

tle kasıldı. Arslan'ı göğsünden iterek b

lojik bir iğrenmenin, bedens

in yüzündeki o saf, katıksız iğrenme ifadesini gö

slan. Sesi tehlikeli bir şekilde alçalmıştı. Çene ka

ştı ama bu öğürmekten kaynaklanıyordu

aldırdı ve bütün gücüyle A

ra

adı. Arslan'ın başı yana savruldu. Yana

nı çevirdi. Gözleri, avını parçalamaya hazırlanan

n ceketinin cebindeki telefon titr

'ten ayırmadan telefon

lan, kalbim çok ağrıyor. Nefes al

a tekrar Elif'in o buz gi

güldü. "Sen gerçekt

m duvara sıçradı. Arslan arkasını döndü ve odadan fırtına gi

efes aldı. Çalışma masasına yöneldi. Ke

na giriş yaptı. Ekranda, "Puslu" olarak yazdığı senaryolardan k

ak hesaplarının nu

ak ailesinin onun için harcadığı tahmini t

okundu: "Koçak Bey'in konaklama ve

kranda yeşil bir tik işare

asına koydu. Yerdeki valizini

eye dönüp bakmad

r duvar diplerine sinmiş, şaşkınlıkla onu izli

itti. İstanbul'un serin, karanlık

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Zengin Kocasını Terk Eden Gizli Dahi
Zengin Kocasını Terk Eden Gizli Dahi
“Eski yalı alevlere teslim olduğunda, gri ve boğucu bir duman tabakasının içinde hayatta kalmaya çalışıyordum. Oksijenim tükenirken son bir umutla üç yıllık kocam Arslan'ı aradım. Ama telefonun ucunda lüks bir restoranın piyano sesleri ve o kadının, Leyla'nın tanıdık, şımarık sesi vardı. Arslan, can havliyle ettiğim yardım çığlığına sadece alaycı bir nefes vererek karşılık verdi. "İlgi çekmek için yangın yalanı uyduracak kadar düştün mü?" dedi kelimeleri yüzüme bir tokat gibi çarparak. "Bu çocukça oyunlarına ayıracak vaktim yok." Sonra telefonu yüzüme kapattı. Alevler odamı yutarken, ikinci katın balkonundan kendimi karanlık boşluğa bıraktım. Diz kapağım sivri bir taşa çarparak parçalandı. Ambulansta is ve kan içinde yatarken, telefonuma düşen o bildirim kemiklerimin kırılmasından daha çok canımı yaktı. Leyla, Arslan'ın özel yapım saatinin göründüğü masanın fotoğrafını paylaşıp altına yazmıştı: "Ne kadar geç olursa olsun, ben korktuğumda o hep gelir." Ben cehennemin ortasında "Nefes alamıyorum" diye yalvarırken, kocam başka bir kadının sahte korkularını yatıştırıyordu. Bana hep Koçak soyadı olmadan bir hiç olduğumu, kapıdan çıkarsam açlıktan sürüneceğimi söylemişti. Gözlerimdeki son umut kırıntısı da o an küle döndü ve yerini buz gibi bir kararlılığa bıraktı. Bana verdiği tüm o limitsiz kartları ve devasa pırlanta yüzüğü komodinin üzerine bıraktım. Ardından, yıllardır herkesten gizlediğim ünlü senarist "Puslu" kimliğimle kazandığım milyonları onun hesabına "konaklama bedeli" olarak gönderip, hiçbir şey talep etmediğim boşanma protokolünü imzaladım. O yalıdan sadece eski bir valizle çıktım. Şimdi sıra, o çok güvendikleri tahtlarını kendi ellerimle başlarına yıkmaya gelmişti.”