icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Zengin Kocasını Terk Eden Gizli Dahi

Bölüm 5 No.5

Kelime Sayısı: 585    |    Yayın tarihi: 10/06/2026

l yolu boyunca h

ı. Taksici, dikiz aynasından ona bakarak, "Abla, emin mis

ür." Şişli'nin arka sokaklarındaki o ucuz otel

amlı mekanlarından biri olan Çırağan S

taları ve şampanya kadehlerinin çınlamasıyla doluydu. Koçak Holding'in düze

ap kapıları açıldı

e içeri adım attı. Yüzü ifadesiz, duruşu heybetliydi. Sağ

ı. Saçları zarif bir topuz yapılmış, boynundaki pırlanta kolye göz

lar onlara yöneldi. İnsanlar saygıyla

yaşlı bir adam, elinde kadehiyle onlara doğru

nı Leyla'ya çevirdi ve hafifçe başını eğdi. "Ve Koçak

onu "Koçak Hanımefendi" olarak adlandırmasını düzeltmedi. Aksine, başını hafi

elini göğsüne götürüp hafifçe nefes nefese kaldığını görünce, kalbiyle ilgili bi

sanlar sırayla yanlarına geliyor, Leyla'ya "Hanımefendi" diyerek ilti

ıyla duran Onur, bu manzarayı izliyord

yla'ya soğuk bir baş selamı verdikten sonra, Arslan

şaret ederek Onur'la birlikte

nin arasından. "Elif'i ne duruma düşürdüğünün far

ı. "Elif evde çocuk gibi kriz geçiriyor. Biraz burnu sürtsün, aklı b

i bir oyun oynuyorsun Arslan. Elif'in gözle

slan kesin bir dille. "Bensiz

lonunun girişinde bir

pıdaki güvenlikleri aşarak içeri girdi. Gözleri panikle salon

mbeyazdı. Krava

tı. "Ne bu halin Umu

lmıştı. Leyla'nın onlara doğru yakla

reyerek. "Yalıdan geliyorum. Ha

?" dedi Arsla

lmış. Komodinin üzerine de... verdiğiniz tüm k

dı. Göz bebekleri küçüldü. İçinde bir anlık bir

sorun mu var Arslan?" diye so

medi bile. Umut'a bakarak soğu

lterek. "Sadece kafesi açık unutulmuş bir kuş

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Zengin Kocasını Terk Eden Gizli Dahi
Zengin Kocasını Terk Eden Gizli Dahi
“Eski yalı alevlere teslim olduğunda, gri ve boğucu bir duman tabakasının içinde hayatta kalmaya çalışıyordum. Oksijenim tükenirken son bir umutla üç yıllık kocam Arslan'ı aradım. Ama telefonun ucunda lüks bir restoranın piyano sesleri ve o kadının, Leyla'nın tanıdık, şımarık sesi vardı. Arslan, can havliyle ettiğim yardım çığlığına sadece alaycı bir nefes vererek karşılık verdi. "İlgi çekmek için yangın yalanı uyduracak kadar düştün mü?" dedi kelimeleri yüzüme bir tokat gibi çarparak. "Bu çocukça oyunlarına ayıracak vaktim yok." Sonra telefonu yüzüme kapattı. Alevler odamı yutarken, ikinci katın balkonundan kendimi karanlık boşluğa bıraktım. Diz kapağım sivri bir taşa çarparak parçalandı. Ambulansta is ve kan içinde yatarken, telefonuma düşen o bildirim kemiklerimin kırılmasından daha çok canımı yaktı. Leyla, Arslan'ın özel yapım saatinin göründüğü masanın fotoğrafını paylaşıp altına yazmıştı: "Ne kadar geç olursa olsun, ben korktuğumda o hep gelir." Ben cehennemin ortasında "Nefes alamıyorum" diye yalvarırken, kocam başka bir kadının sahte korkularını yatıştırıyordu. Bana hep Koçak soyadı olmadan bir hiç olduğumu, kapıdan çıkarsam açlıktan sürüneceğimi söylemişti. Gözlerimdeki son umut kırıntısı da o an küle döndü ve yerini buz gibi bir kararlılığa bıraktı. Bana verdiği tüm o limitsiz kartları ve devasa pırlanta yüzüğü komodinin üzerine bıraktım. Ardından, yıllardır herkesten gizlediğim ünlü senarist "Puslu" kimliğimle kazandığım milyonları onun hesabına "konaklama bedeli" olarak gönderip, hiçbir şey talep etmediğim boşanma protokolünü imzaladım. O yalıdan sadece eski bir valizle çıktım. Şimdi sıra, o çok güvendikleri tahtlarını kendi ellerimle başlarına yıkmaya gelmişti.”