icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon
Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı

icon

Bölüm 1 

Kelime Sayısı: 566    |    Yayın tarihi: 23/07/2026

Aksoy

sonunda durdu. Güneşin altında parlayan kaportası, bu s

anında yumuşak toprağa saplandığında, yüzünü buruşturdu. Burnunun ucunda hayali bir koku varmış gibi

irkaç parça kıyafet tıkıştırıyordum. Ayak bileğ

annemin gözleri kıpkırmızıydı. Titreyen el

rın dünyası bizimkine benzemez, k

e. Asıl onlar kendilerini korusun," diye mırıldandım. Yüzümde hiçbir ifade yoktu ama

rdığı "tak tak" sesleri vedamızı böldü.

sonra bir eşyaya değe

bekliyor. Daha fazla bu sefalet kokan yerde v

kanneme sarıldım. Kokusunu

ine. Kendime i

sırtımı sıvazladı. "Bi

kaplı Patek Philippe saatine baktı.

sy

e Selin'e ifadesizce baktım. Sonr

aşları anı

etirmeyi düşünüyorsun? Kenan Bey'in

okşadım. Sesim a

, benim ailem. Sizin aksinize, sad

ardından alaycı

rada kalacak. Aksi takdir

lirmişti. Durumu görünce yüzü

tasmasını çektim ve tekrar ev

ikledi. Ö

yeceğim? Seni oraya getirmek için

lerimde en ufak bir d

enan Bey'e, karısının kibrinin kızı

hşi" kızın ona böyle karşılık vereceğini beklemiyord

i mahvederim! İstanbul'a adım attığında

p büyükanneme son bir kez baktım v

yanına oturdum. Selin öfkeyle ön ko

silüetine baktım. Gözden kaybolana kadar izledim, sonra

Selin üstenci bir ta

ibi değil. Orada kurallarımız, statümüz var. Bu

akıp giden manzaraya ba

sustu. Arabanın içinde sad

in sessizliğiyle taban tabana zıttı. Hepsine baktım ama içimde

lerledi ve devasa, ışıl ışı

Karşımdaki manzara, altından y

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
“On yedi yıllık Ege sürgününün ardından, gösterişli bir Maybach beni İstanbul'daki devasa Aksoy yalısına geri getirdi. Ama babam Kenan Aksoy'un beni geri çağırma sebebi asla sevgi değildi. Yalının kapısından girer girmez, tüm hizmetçilerin önünde bana içinde muska yüzen bulanık, iğrenç bir su içirmeye kalktı. Doğduğum gün annem öldüğü için bir falcının lafına inanıp beni "uğursuz" ilan etmiş, kendi kanından olan kızını yıllarca bir sahil kasabasına atmıştı. Şimdi ise beni bu batıl saçmalıklarla "temizleyip" ailesine layık hale getireceğini sanıyordu. Üvey annem Selin ve o kusursuz kızı Ceren, bana ve köpeğim Kömür'e birer çöpmüşüz gibi bakıyorlardı. "Burası senin Ege'deki kulüben değil, kurallara uyacaksın," diyerek beni ezmeye, bu evde sadece bir sığıntı olduğumu kafama vura vura öğretmeye çalışıyorlardı. Benim, taşradan gelmiş, korkak ve itaatkâr bir zavallı olduğumu düşünüyorlardı. Beni kolayca sindirip holdingin varisliğinden uzak tutabileceklerinden o kadar eminlerdi ki, midem bulanıyordu. Ama hiçbiri benim o çaresiz küçük kız olmadığımı, arkamda son teknoloji bir siber güvenlik ekibi bulunduğunu ve aslında uluslararası bir ölüm ordusunun peşinde olduğu efsanevi "Şafak" olduğumu bilmiyordu. Bardağı es geçip parmağımı doğrudan babamın yüzüne doğrulttum ve annemin ölümüne onun saçmalıklarının sebep olduğunu yüzüne haykırdım. Ceren'e ise bu evde sadece bir misafir olduğunu hatırlatıp, hakkım olan her şeyi almaya geldiğimi söyledim. Sonra odama çekildim ve beni dijital ağlarda umutsuzca takip etmeye çalışan, İstanbul'un en tehlikeli adamı Hakan Demirören'in arkadaşlık isteğini soğukkanlılıkla kabul ettim. Bu sahte aileyle ve peşime düşen karanlık adamlarla oynayacağım asıl oyun, işte şimdi başlıyordu.”