icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı

Bölüm 2 

Kelime Sayısı: 484    |    Yayın tarihi: 23/07/2026

Aksoy

ormalı iki hizmetçi hemen koşup kapılar

nım, hoş

zmetçilerden birine verdi. Diğer

şağı indim. Bu aşırı gösterişli yapıya ba

ği görünce şaşkınlıklarını gizleyemediler.

bi bir sesle

i de... bahçedeki kulübeye kapa

. Kömür'ün tasmasın

lacak. Ona dokuna

a iç çekti. Göz

Asya. Burada kurallar var. Ve sen o

larda, kahya olduğu belli olan bir kad

nımı çalışma odasında bekliyor. Gecikmen

nı duyunca öfkesini

urada kapanmadı. O it bu

oy'un çalışma odasında volta attığını, elindeki

olacak, hissediyorum" dediğini adım gibi biliyordum. Selin'in de onu, "Merak etme,

rkeziydi. Kenan'ın o meşhur "uğursuzluk"

ardaki devasa aile tablosunu gördüm. Kenan, Selin ve diğer kızı Cer

ıldı, sonra önüme döndüm. M

isafir odasının

ası. Kenan Bey sizi bira

doluydu ama yabancıydı. Kömür'ü yere bıraktı

da Boğaz'ın karanlık suları dalgalanıyordu.

atlak telefonumu çıkard

ğmaya başladı. Hepsini es geçip şi

kişiden bir

n mi,

hızla klav

ldi

cevap

mı? O adamlar bir

zd

üz d

ın sol tarafında ince bir sızı

ı bir an ö

ı. Telefonu hızla kil

ir

ş bir tepsi vardı. Tepsinin üzerinde garip, bu

madan, titreyen b

önce bunu içmenizi emretti. Üzerinizdeki..

a alaycı, soğuk bir gülümseme belirdi. "Kötü enerji mi?" diye fı

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
“On yedi yıllık Ege sürgününün ardından, gösterişli bir Maybach beni İstanbul'daki devasa Aksoy yalısına geri getirdi. Ama babam Kenan Aksoy'un beni geri çağırma sebebi asla sevgi değildi. Yalının kapısından girer girmez, tüm hizmetçilerin önünde bana içinde muska yüzen bulanık, iğrenç bir su içirmeye kalktı. Doğduğum gün annem öldüğü için bir falcının lafına inanıp beni "uğursuz" ilan etmiş, kendi kanından olan kızını yıllarca bir sahil kasabasına atmıştı. Şimdi ise beni bu batıl saçmalıklarla "temizleyip" ailesine layık hale getireceğini sanıyordu. Üvey annem Selin ve o kusursuz kızı Ceren, bana ve köpeğim Kömür'e birer çöpmüşüz gibi bakıyorlardı. "Burası senin Ege'deki kulüben değil, kurallara uyacaksın," diyerek beni ezmeye, bu evde sadece bir sığıntı olduğumu kafama vura vura öğretmeye çalışıyorlardı. Benim, taşradan gelmiş, korkak ve itaatkâr bir zavallı olduğumu düşünüyorlardı. Beni kolayca sindirip holdingin varisliğinden uzak tutabileceklerinden o kadar eminlerdi ki, midem bulanıyordu. Ama hiçbiri benim o çaresiz küçük kız olmadığımı, arkamda son teknoloji bir siber güvenlik ekibi bulunduğunu ve aslında uluslararası bir ölüm ordusunun peşinde olduğu efsanevi "Şafak" olduğumu bilmiyordu. Bardağı es geçip parmağımı doğrudan babamın yüzüne doğrulttum ve annemin ölümüne onun saçmalıklarının sebep olduğunu yüzüne haykırdım. Ceren'e ise bu evde sadece bir misafir olduğunu hatırlatıp, hakkım olan her şeyi almaya geldiğimi söyledim. Sonra odama çekildim ve beni dijital ağlarda umutsuzca takip etmeye çalışan, İstanbul'un en tehlikeli adamı Hakan Demirören'in arkadaşlık isteğini soğukkanlılıkla kabul ettim. Bu sahte aileyle ve peşime düşen karanlık adamlarla oynayacağım asıl oyun, işte şimdi başlıyordu.”