icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı

Bölüm 3 

Kelime Sayısı: 550    |    Yayın tarihi: 23/07/2026

Aksoy

korku dolu yüzüne diktim. Kılımı bile kıpır

ezildi. Tepsiyi tutan e

emir. Eğer içmezseniz, beni işt

, Kenan ve daha önce hiç görmediğim, beyaz elbiseli ge

yüzüne o sahte, iğrenç

ir önlem, senin iyiliğin için. Ge

tonu o kadar yumuşakt

onu üzme. Aramıza yeni katıldın, ilk gün

şey söylemedi ama o odayı dolduran

ni bırakmış, gizlice bize bakıyorlar

Hepsi bardağı alacağımı s

ımı doğrudan Kenan Aksoy'un yüzüne doğru

İçindeki bu pislikle ruhumun

ları çatıldı

Soru sormayacak ve ne deniyorsa onu yapacaksın

mseme o kadar soğuktu ki odadaki sıc

. Kenan'ın tam gözl

sana ilk doğan kızının ailene

ri büyüdü. Yüzündek

ama her kelimem bir

ölürken, kendi kanından olan kızın

aldı. Bu sırrı belli ki bilmiyorl

n yüzünü bir bıç

ni geri getirip aynı batıl in

imelerin ağırlığının üz

un ruhu gerçekten huzur bulsun istiyorsan, bu suyu sen

ü bembeyazdı, dudakları titriyordu. "Sen... sen nasıl..."

et içinde

n? Ne yaptın sen vahşi

parça olmuştu. Bana, sanki bir ca

Tepsi büyük bir gürültüyle yere düştü. Bardak

bakmadım. Rengi atan

oktan donup kalm

cıktık. Akşam y

eti koparan ben değilmişim gibiydi. Bu te

leyerek ce

ırlanıyor, K

klarının üzerinden atlayıp yemek

n ve Ceren'e doğru dönüp hırl

sessizlik bıraktım. Kenan Aksoy göğsünü

ne attıkları o bakışı hisset

dum. Kendime bir bardak su doldurup yavaşça içtim.

e bir ba

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
Sürgün Edilen Mirasçının Dönüşü: Karanlık Patronun Aşkı
“On yedi yıllık Ege sürgününün ardından, gösterişli bir Maybach beni İstanbul'daki devasa Aksoy yalısına geri getirdi. Ama babam Kenan Aksoy'un beni geri çağırma sebebi asla sevgi değildi. Yalının kapısından girer girmez, tüm hizmetçilerin önünde bana içinde muska yüzen bulanık, iğrenç bir su içirmeye kalktı. Doğduğum gün annem öldüğü için bir falcının lafına inanıp beni "uğursuz" ilan etmiş, kendi kanından olan kızını yıllarca bir sahil kasabasına atmıştı. Şimdi ise beni bu batıl saçmalıklarla "temizleyip" ailesine layık hale getireceğini sanıyordu. Üvey annem Selin ve o kusursuz kızı Ceren, bana ve köpeğim Kömür'e birer çöpmüşüz gibi bakıyorlardı. "Burası senin Ege'deki kulüben değil, kurallara uyacaksın," diyerek beni ezmeye, bu evde sadece bir sığıntı olduğumu kafama vura vura öğretmeye çalışıyorlardı. Benim, taşradan gelmiş, korkak ve itaatkâr bir zavallı olduğumu düşünüyorlardı. Beni kolayca sindirip holdingin varisliğinden uzak tutabileceklerinden o kadar eminlerdi ki, midem bulanıyordu. Ama hiçbiri benim o çaresiz küçük kız olmadığımı, arkamda son teknoloji bir siber güvenlik ekibi bulunduğunu ve aslında uluslararası bir ölüm ordusunun peşinde olduğu efsanevi "Şafak" olduğumu bilmiyordu. Bardağı es geçip parmağımı doğrudan babamın yüzüne doğrulttum ve annemin ölümüne onun saçmalıklarının sebep olduğunu yüzüne haykırdım. Ceren'e ise bu evde sadece bir misafir olduğunu hatırlatıp, hakkım olan her şeyi almaya geldiğimi söyledim. Sonra odama çekildim ve beni dijital ağlarda umutsuzca takip etmeye çalışan, İstanbul'un en tehlikeli adamı Hakan Demirören'in arkadaşlık isteğini soğukkanlılıkla kabul ettim. Bu sahte aileyle ve peşime düşen karanlık adamlarla oynayacağım asıl oyun, işte şimdi başlıyordu.”