adım, eski hayatının yıkıntıları üzerinde yürümek gibiydi ama gözlerindek
an tekerlekli sandalyedeki
burun ve dipsiz, karanlık bir uçurumu andıran simsiyah gözler. O gözlerde en ufak bir duygu kırıntısı yoktu; sadece dondurucu bir soğukluk ve
kli sandalyesinin tekerleklerine kadar yayıldı. Kenan'ın bakışları Lale'nin kızarm
sesi, Kuzey Denizi'nin sula
adar sert bastırdı ki acı ona gerçeklik hissi veriyordu. "
namadı. Sadece gözlerini hafif
i Lale, bir adım daha yaklaşarak. Kalbi göğüs kafesin
karanlık gözleri ölümcül bir tehlikeyle
dudaklarından döküverdi. "Sadece şunu soruyorum, Damat Bey: İkimiz de bugün o kapı
ni dik tutuşunda, gözlerindeki o kırık ama keskin bakışta inatçı bir delilik vardı. Kenan sessiz kaldı. Uzun, ince parmaklar
nt'in ve Cansu'nun öfkeli bağırışları duyulmaya başla
la aniden gerildi. Gözlerinde beliren o saf
ulaştı. "Ailemden kurtulmam lazım," diye fısıldadı Lale, sesi aceleci ve çaresizdi. "Senin de dedikod
du. Bakışları Lale'nin titreyen dudaklarına t
bul'un en büyük iki fıkrasıyız. İki fıkra birleşirse, belki k
neredeyse görünmez, alaycı bir
rdu. Bülent ve Cansu k
Lale'nin sesindeki çaresizlik
n çekmeden, yavaşça ba
ağırlığı bir anda sildi. Dizlerinin bağı çözül
e birlikte Lale'ye doğru yürüdüler, ancak tekerlekli sandalyedeki adamı gördükleri
eçti, adeta onu ailesine karşı koruyan bir kalkan
li, gölge gibi sessiz asistanı Emre
Kenan Bey, Lale Hanım... Nikah memuru VIP
acak gibi oldu. "Lale Hanım mı?" diye cırladı C
bitiremeden yutkunmak zorunda kaldı. O bakıştaki don
e'ye çevirdi. "Gidelim... karıcığım." Son kelimeyi biler
madan başını salladı. Emre tekerlekli sandalyeyi yavaşça iterken, Lale gelinliğinin eteklerini
/1/125258/coverbig.jpg?v=341fe898b2dcf71de48172d81e5b703c&imageMogr2/format/webp)