icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Gizemli Tasarımcı: Eski Nişanlım Şimdi Bana Yalvarıyor

Bölüm 3 

Kelime Sayısı: 842    |    Yayın tarihi: Bugün 11:03

na bakan oğlu Emir'i buldu. Çocuğun tek parça olduğunu gördüğünde, omuzlarındaki o korkunç gerginlik milimetrik bir şek

oltuğa yöneldi ve Emir'i kolundan tuttuğu gibi sertçe ayağa kaldırdı. Korku ve öfkenin

ik su şişesi halının üzerine

ir gök gürültüsü gibiydi. Çocuğu baştan aşağı inceliyor, bir yandan da Asya'ya öldürücü bakışlar atıyordu.

mın kaba tavrı, kanayan kolunun acısını bile unutturmuştu. Oturduğu yerden yavaşça a

azik olamaz mısınız? O daha yeni ölümden döndü ve korkudan kur

ı süzdü. "Benim oğlumu nasıl eğiteceğimi, ona nasıl davranacağımı senden öğrenecek değilim,"

. "Beyazıt Holding'in başkanı Kaan Beyazıt, değil mi?" dedi, adamın ismini bir hakaret gibi telaffuz ederek.

erini daha da haklı çıkarıyordu. Tam ağzını açıp ağır

klanmıştı. Minik elleriyle Asya'nın siyah pantolonunu sık

kararlıydı. "O kötü biri değil. O beni

lümünden beri (ki Kaan öyle biliyordu) kimseyle iletişim kurmaz, kimseye dokunmazdı.

ına eğildi. "Kaan Bey... Hanımefendi gerçekten hayatını tehlikeye attı. Arabanın önüne

una kaydı. Asya'nın ceketinin kolu yırtılmıştı. Beyaz teninin üzerinde, dirseğinden omzuna kadar uzanan, asfalta

ığı bir duyguydu. Elini kaldırdı, Onur'a ve kapıdaki korumalara dışarı çıkm

a geldi. Sesi artık gürlemiyordu. "Emir, baban sadece çok

da duran ilk yardım çantasına uzandı. Batanikonu ve tem

aan. Sesi bir emir de

ekildi. "Gerek yok.

bileğini kavradı. Asya irkilerek elini çekmek istedi ama adamın tutuşu demir g

üzenli nefesi Asya'nın boynuna vuruyor, tüylerini diken diken ediyordu. Kaan'ın üzerine sinmiş olan o keskin

k, tüy gibi hafif dokunuşlarla pansuman yapmaya başladı. Bu devasa, s

asının güzel ablanın yarasını iyileşt

da, yüzü Asya'nın yüzüne santimler kadar yakındı. Kömür karası gözleri,

ın ve boğuktu. "Ve teşekkür ederim.

şlarını kaçırdı. Bileğini onun elinden kurtardı. "Gerek yok.

dece altın yaldızla ismi ve numarası yazan bir kartvizit çıkardı. Asya'ya uzattı. Asya

sının omzundan Asya'ya bakarak el salladı. "G

lendi, sadece zoraki

sya'ya son bir kez, uzun ve çözülmesi zor bir bakış attı. Sonra kapıyı

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Gizemli Tasarımcı: Eski Nişanlım Şimdi Bana Yalvarıyor
Gizemli Tasarımcı: Eski Nişanlım Şimdi Bana Yalvarıyor
“Asya, altı haftalık hamile olduğunu öğrendiği o gün, müjdeyi vermek için heyecanla eve koşmuştu. Fakat yatak odasının kapısını araladığında, kendi seçtiği beyaz saten çarşafların üzerinde hayat arkadaşı Murat ile üvey kardeşi Selin'i birbirine dolanmış halde buldu. Selin, hiçbir utanma belirtisi göstermeden yorgana sarıldı ve kendi düz karnına dokunarak asıl bombayı patlattı. "Ben Murat'ın çocuğunu taşıyorum. Üstelik baban seni aileden çoktan attı, sen artık bir hiçsin." Şok ve ihanetle nefesi kesilen Asya, o iğrenç evden kaçmak isterken merdivenlerden yuvarlandı. Bacaklarının arasından süzülen ılık kan, özenle sakladığı ultrason kağıdını kızıla boyarken, Murat ve Selin ona yardım etmek yerine sadece soğukkanlılıkla izlediler. Beş yıl boyunca, o soğuk mermer zeminde kaybettiği bebeğinin acısı ve en sevdikleri tarafından bir çöp gibi sokağa atılmanın nefreti kalbinde buzdan bir duvara dönüştü. Neden kendi ailesi ona bu kadar acımasızca sırt çevirmişti ve yıllarca sevdiği adam nasıl bu kadar omurgasız olabilirdi? O gün kanlar içinde karanlığa gömülürken, bu ihanetin bedelini onlara on katıyla ödeteceğine yemin etmişti. Şimdi, beş yılın ardından, eserleri milyon dolarlara satılan dünyaca ünlü gizemli mücevher dehası "Usta Y" olarak İstanbul'a geri dönmüştü. Üstelik yanında, hayatını kurtardığı küçük bir çocuğun babası olan, İstanbul'un en güçlü ve tehlikeli adamı Kaan Beyazıt vardı. Kaan, sosyetenin ortasında Asya'nın belini sahiplenici bir şekilde kavrayıp eski nişanlısının ve üvey kardeşinin gözlerinin içine baka baka fısıldadı: "Benimle sahte bir nişanlılık oyunu oyna, karşılığında sana o şirketi ve intikamını altın tepside sunayım."”