diğinde ortamdaki sessi
n bitmek bilmeyen gizli iğnelemeleriyle geçen koca üç yıl. Gardırobun kapağını açtı. Raflar Demirörenlerin onun "düzg
iği gün getirdiği eski, siyah deri v
r beze sararak valizin fermuarlı gözüne yerleştirdi. Son olarak, çekmecenin en arkasında gizlenmiş üç kalın kitabı çıkardı. Kitaplar orijina
yerleştirirken odanın
itreyen çenesini zorlukla kontrol ediyordu ama gözlerinde da
dedi Nevin, kapı pervazına tutunarak. "B
Başını bile kaldırmadan cevap verdi: "Protokolü imza
an
nı her andığında yüzünde ezik bir saygı beliren kadın gitmişti. Karşısındaki ses tonu, Demirören Hol
deki karmaşık Latince terimlere takıldı. "Bunlar ne? Sen... üni
pürüzsüz hareketle çekti. Doğruld
endirmedi Nevin Hanım. Ş
odadaki mücevherlere, pahalı tablolara
o soğuk auradan ürkerek gayriihtiyari bir adım geri çekildi. "Gidecek bir yerin var mı san
sesi tüm koridoru doldurdu: "Benim adım Serra Aydın. Sizin g
kolyeyi çıkaramadıkları için çıldırıyordu. Serra'yı elinde valizle görünce donakaldı, ağzı
gözleri dolu dolu Serra'ya baktı. Üç yıldır bu evd
hem kutusu çıkardı ve kadının avucuna bıraktı. "Romatizmaların için F
kutuyu sıktı. "Güle güle git kı
gârı yüzüne çarptı. Ciğerlerine çektiği o ilk nefes, ü
en, Serra asfalt yola çıktı. Malikânenin yüksek duva
şlu bir telefon çıkardı. Bu telefon internete bağlı deği
mavi bir ışıkla aydınland
numarayı tuşladı. Telefo
alaycı, tembel ama son de
kim uyandı. Efsane ge
ilk kez gerçek, tehlike
nlerin tanıdığı kadına ait değildi; bu ses, yeraltı dün
/1/127517/coverbig.jpg?v=89d36bc0483f89bf9da633b5e2cae5ed&imageMogr2/format/webp)