saatlerinde yerini kısık caz melodilerine ve
. "Lavaboya geçiyoru
şıklı koridorda hafifçe yankılanıyordu. Üzerindeki keten takımın içinde öylesine asil ve ulaşı
öşesine geldiğinde, arkasından gelen ağ
lübe böyle bir afet
gözleri kan çanağına dönmüş bir adam fırladı. Hasan Çetinkaya; babasının inşaat imparatorl
aşağı süzdü. "Kaçma güzelim. Yalnız mısın? Gel be
e değdiğinde tek bir duygu bile
erra'nın beline doğru uzandı. "Sert kızları s
tamaml
ur iğnesini adamın şah damarına saplamak üzereydi ki arkadan uzanan g
I
idorda yankılandı. Hasan'ın dudakların
ni.
işti ki Hasan'ın sarhoşluğu saniyeler içinde buharlaşt
ömleğinin kolları hafifçe sıvanmıştı, damarlı kolları ve kusursu
diz çökmek üzereydi. "Ben... Ben sadece
ın kehribar rengi gözlerine kilitlenmişti. Elini hafifçe daha
esindeki desibel tek b
yerdeki kadeh kırıklarının üzerinden sendeleye
aydı; yaydığı aura Kaan Demirören gibi sonradan görme zenginlerin k
rında hafif, alaycı bir kıvrımla. "Ama gereksiz bir müdahaleydi. Bi
urumda korkar, titrer ya da ona minnetle sarılırdı. Ama bu kadın, Koçak H
an yayılan o hafif, yabani lavanta ve acıbadem kokusunu aldı. Bu
im," dedi Arda, sesindeki derin t
nı hafifçe kaldırıp adamın d
e koruyuculuk mu yapar," dedi Serra, gözlerini kı
neredeyse görünmez, tehlikeli bir tebessüm belirdi. Bu kadın sadece bi
/1/127517/coverbig.jpg?v=89d36bc0483f89bf9da633b5e2cae5ed&imageMogr2/format/webp)