“Üç yıl boyunca Demirören Holding'in genç veliahdı Kaan'ın kâğıt üzerindeki uysal, sessiz ve silik karısıydım. Ta ki bir gece, mermer sehpanın üzerine o boşanma protokolünü fırlatana kadar. Sevgilisi Lale hamileydi ve benden tek bir kuruş bile talep etmeden, sessizce o malikâneden defolup gitmemi istiyordu. Kaan, beni bir paçavra gibi kenara atıp hastanedeki sevgilisine koşarken arkasına bile bakmadı. Kibirli annesi ve kız kardeşi ise üzerime yürüyüp beni hırsızlıkla suçladı, sokaklarda sürüneceğimi ve yakında kapılarına gelip köpek gibi yalvaracağımı söyleyerek beni aşağıladılar. Ama o evden sadece küçük, eski bir valizle çıkarken hiçbirinin bilmediği bir gerçek vardı. Üç yıl boyunca batmak üzere olan holdinglerini kurtaran, onlara milyonlar kazandıran o gizemli ve efsanevi dahi danışman "Hekim" aslında bendim. Beni ezdiğini sanan bu kibirli aile, koca imparatorluklarının tek koruyucusunu kendi elleriyle kapı dışarı ettiklerinin farkında bile değildi. Boşanma kâğıdını soğukkanlılıkla imzaladım, bana lütfettikleri o paha biçilmez aile yadigârı kolyeyi gözlerinin önünde havuza fırlattım ve arkamı dönüp çıktım. Gider gitmez, şirketlerinin sunucularına sızıp onlara verdiğim tüm o hayati algoritmaları ve patent verilerini kalıcı olarak sildim. Şimdi, Lale'nin aniden ortaya çıkan ölümcül hastalığı ve batan şirketleri için çaresizce efsanevi "Hekim'i" ararlarken... Ben, en göz alıcı kırmızı elbisemi giydim ve tüm sosyetenin katıldığı o görkemli nişan törenlerini başlarına yıkmak için yola çıkıyorum.”