icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi

Bölüm 6 

Kelime Sayısı: 521    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

mirhan Ba

bulandırıcı koku

kavraması birkaç u

enden ge

sol om

n ağırlığıyla mücad

, steril ve donduru

andığı özel klinik idi; kıskanç, basit kızların fırla

maya ç

kolumu ve boynumu yırtıp geçe

ert yastıklara geri yığı

olun, Zeyn

n yanında, sırtı b

nı kaldırma zahmetine bile girmeden. "Debridman ya

z

yan kalın ba

lanmı

ırdayara

anlamak için bak

luk duygusu ve bayat dumanı

Mert içe

bi görün

ları çıkmıştı, gözleri kan çana

alı değ

def onla

Kerem, yatağa doğru te

e uz

üsel olarak

erdi ama bana dokunmasına izin vermekt

atmışım gi

irdik," dedi Mert

ir kâğıt pa

mektup k

ya parfümü

odasında yazdı. Perişan halde,

," diye t

ürtünen cam kırık

resizlik sinmişti. "Tüp arızalandı. Geri tepm

rdum, tavana boş gözlerle bakarak,

çıkıştı Kerem.

"O narin olduğu için mi? Bense yakabileceğini

Kerem. "Misilleme yapm

malı

den çık

lığından

ci Adamı olan babam, kap

ı, yüzü ise affı olmayan bir

çgüdüyle sırtlarını dikleş

edi Mert, se

nlara b

a b

jlara

şça çocukl

si kısıktı. Ölümcüldü. "Yemeğini tatmak.

ldu," diye k

bir fareyi koruyor

yatağımın aya

ınızı tes

Mert'in r

. Silahla

ddüt ettiler, ardından titreyen ellerle G

tbeleriniz söküldü. Artık Asker de

eyen kişisel k

un. Selin

up öne doğru bir adım attı.

tin," dedi ba

elt

da bu, dayak a

daha k

pmadı!" diye

şarı," de

ırm

erek d

özleri araya girmem

rtarma

encereden İzmir'in g

nları asmasın

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
“İzmir Teşkilatı'nın prensesiydim ve Kerem ile Mert çocukluktan beri yeminli koruyucularımdı. On yaşındayken kanlarımızı birbirine karıştırmış, bana hiçbir şeyin dokunamayacağına dair söz vermiştik. Ama o yemin, Selin adında sıradan bir kızın göğsüme bir havai fişek doğrulttuğu gece küle döndü. Alevler ipek elbisemi tutuşturup tenimi yakarken, beni kurtarmaları için çığlıklar atarak betonda yuvarlandım. Fakat onlar bana doğru koşmadılar. Bunun yerine dumanların arasından geçip, az önce beni ateşe veren kıza ceketlerini sardılar. Sırf silahın "geri tepmesi" onu korkuttu diye onu teselli ettiler ve sıcak tutmak için benim diri diri yanmama izin verdiler. Hastanede kalıcı yara izleriyle uyandığımda, bana onun yazdığı ucuz bir özür mektubunu getirdiler. Hatta sargılar içinde olanın ben olduğumu görmezden gelerek, babamın öfkesinden onu korumak için kendi avuçlarını kestiler. Uğruna kurşun yemeye yemin ettikleri kızın yanışını izlemiş, sonra da kibriti çakan kıza siper olmuşlardı. On yıllık dostluğumuz, istediği an ağlamayı bilen bir fare uğruna silinip gitmişti. O hastane odasında çığlık atmadım, onlara yalvarmadım. Sadece eşyalarımı topladım ve beni asla takip edemeyecekleri tek yere, düşman bölgesine firar ettim. İstanbul'un acımasız Lideri Demir Karahan'ın kollarına. Hatalarını anlayıp yağmurun altında yalvarmak için sürünerek geri geldiklerinde, ben çoktan başka bir adamın yüzüğünü takıyordum. "Af mı diliyorsunuz?" diye sordum onlara yukarıdan bakarak. "Bunun için yanın."”