icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi

Bölüm 10 

Kelime Sayısı: 492    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

rkmaz Ba

ki bekleme odası s

n iy

in boynuna üç beden büyük duran bir boyunluk takıyordu. Boyunluk onu tamamen içine almıştı;

" diye fısıldadı, parmakla

me ba

aat ge

urda yerleşme sa

imdiden tenimin altında kaşınıyordu. "Eşyaları yerleştirm

erdi Selin zayıf bir sesl

güvenli eve bıraktık ve doğruc

bir beyaz zambak buketi aldık.

ha

ter

in özür dilerim, lütfen

a homurdanırken ana yurt

Mert, tuğla bi

sını t

umara kullan

ana bakmak için telef

ekranımdaki sinyal çubukları

lübesine do

enelde kapıları açan o etkileyici gülümse

sıkkın bir ifadeyle bilgi

rını

iye sordu. "Harf

"İkinci Adam'ın kızı. Onu VIP olarak işaretlemiş olman

numdan hiç etkilenmeyerek

bir Zeynep Demir

klarımın altınd

rt, elini pencere pervazına çarparak

di güvenlik görevlisi, monitörünü h

beklemedik. Koşar

neye s

e makas atarak bütün

yler y

sessizlik sade

yokl

k acı bir frenle Demirhan malikâ

orumaları

hlıl

ımayan bir şekilde tüfeklerini k

ım, camdan dışarı sarkarak

anlarda bize ateş etmeyi öğreten Yavuz adındak

ştan fa

çocuklar,"

kıştım, sesim yükse

oltuğundaki ç

rer çöp parçası

yaletten ayrıld

önmeyi

sordu Mert, kelimelerin ağırlığı altın

ni kavrayışı

siz o

çığlık attım, direk

ğuk bir sesle. "Demirhan arazisinde isten

n, tepedeki ev

ın penceresi

sıkıca kap

yordu, boş göz çukurlar

miş

zambaklar aniden bir cen

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
“İzmir Teşkilatı'nın prensesiydim ve Kerem ile Mert çocukluktan beri yeminli koruyucularımdı. On yaşındayken kanlarımızı birbirine karıştırmış, bana hiçbir şeyin dokunamayacağına dair söz vermiştik. Ama o yemin, Selin adında sıradan bir kızın göğsüme bir havai fişek doğrulttuğu gece küle döndü. Alevler ipek elbisemi tutuşturup tenimi yakarken, beni kurtarmaları için çığlıklar atarak betonda yuvarlandım. Fakat onlar bana doğru koşmadılar. Bunun yerine dumanların arasından geçip, az önce beni ateşe veren kıza ceketlerini sardılar. Sırf silahın "geri tepmesi" onu korkuttu diye onu teselli ettiler ve sıcak tutmak için benim diri diri yanmama izin verdiler. Hastanede kalıcı yara izleriyle uyandığımda, bana onun yazdığı ucuz bir özür mektubunu getirdiler. Hatta sargılar içinde olanın ben olduğumu görmezden gelerek, babamın öfkesinden onu korumak için kendi avuçlarını kestiler. Uğruna kurşun yemeye yemin ettikleri kızın yanışını izlemiş, sonra da kibriti çakan kıza siper olmuşlardı. On yıllık dostluğumuz, istediği an ağlamayı bilen bir fare uğruna silinip gitmişti. O hastane odasında çığlık atmadım, onlara yalvarmadım. Sadece eşyalarımı topladım ve beni asla takip edemeyecekleri tek yere, düşman bölgesine firar ettim. İstanbul'un acımasız Lideri Demir Karahan'ın kollarına. Hatalarını anlayıp yağmurun altında yalvarmak için sürünerek geri geldiklerinde, ben çoktan başka bir adamın yüzüğünü takıyordum. "Af mı diliyorsunuz?" diye sordum onlara yukarıdan bakarak. "Bunun için yanın."”