icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi

Bölüm 9 

Kelime Sayısı: 422    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

Bakış

adar soyulmuş bir i

, bomboş ve ıssızdı. Raflar çıplaktı, üz

pının yanında nöbe

odaya

rünüyordu ama derin bir k

bir kâğıt par

Bu onun özel numarası. Seni İsta

haberi

zleri gözlerimi arayarak. "Bu şehrin onun öfkesi

öptü, uzun sür

ol, Zeynep. K

lda ilerleyen tekerleklerin

ler,"

areketle bir kez başını

, tekerlekler basamaklara ri

rt antrede

ce gözleri fal

alarak. "Yurt için biraz fazla eşya almamış

esi'nin yurduna taşı

açlar," diyerek rah

in öne çıkarak. "Yerleşmene yardım ederiz. Selin de odayı süsl

eyen arabaya

rı çoktan bag

em'in tele

geçen tiz, kulak tı

en

akin ol.

rengi

Hemen g

erek telef

es nefese. "O-5 Otoyolu'nda.

umu elinde

rsıcı bir sesle

ar mı?" diy

gözleri dehşetle parlay

bana b

yaklarımın dibindeki bavullara tıkı

kendi araçlarına doğru geri geri adımlarken. "O

dedim düz

arız!" diye bağırdı M

rabaların

eri bırakarak garaj yolundan

adığıma bakm

ve beni dostluğumuzun cenaze

rideki sessizlik be

dedim şoföre.

numu ç

ini son bir

İkinizi de on

der

ını açıp SIM

ind

r çıtırtıyla ikiye böldüm

a kayboldu, sons

," d

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
“İzmir Teşkilatı'nın prensesiydim ve Kerem ile Mert çocukluktan beri yeminli koruyucularımdı. On yaşındayken kanlarımızı birbirine karıştırmış, bana hiçbir şeyin dokunamayacağına dair söz vermiştik. Ama o yemin, Selin adında sıradan bir kızın göğsüme bir havai fişek doğrulttuğu gece küle döndü. Alevler ipek elbisemi tutuşturup tenimi yakarken, beni kurtarmaları için çığlıklar atarak betonda yuvarlandım. Fakat onlar bana doğru koşmadılar. Bunun yerine dumanların arasından geçip, az önce beni ateşe veren kıza ceketlerini sardılar. Sırf silahın "geri tepmesi" onu korkuttu diye onu teselli ettiler ve sıcak tutmak için benim diri diri yanmama izin verdiler. Hastanede kalıcı yara izleriyle uyandığımda, bana onun yazdığı ucuz bir özür mektubunu getirdiler. Hatta sargılar içinde olanın ben olduğumu görmezden gelerek, babamın öfkesinden onu korumak için kendi avuçlarını kestiler. Uğruna kurşun yemeye yemin ettikleri kızın yanışını izlemiş, sonra da kibriti çakan kıza siper olmuşlardı. On yıllık dostluğumuz, istediği an ağlamayı bilen bir fare uğruna silinip gitmişti. O hastane odasında çığlık atmadım, onlara yalvarmadım. Sadece eşyalarımı topladım ve beni asla takip edemeyecekleri tek yere, düşman bölgesine firar ettim. İstanbul'un acımasız Lideri Demir Karahan'ın kollarına. Hatalarını anlayıp yağmurun altında yalvarmak için sürünerek geri geldiklerinde, ben çoktan başka bir adamın yüzüğünü takıyordum. "Af mı diliyorsunuz?" diye sordum onlara yukarıdan bakarak. "Bunun için yanın."”