icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi

Bölüm 8 

Kelime Sayısı: 448    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

mirhan Ba

gökyüzü morarmış bir

daki bandajlar ise iyileşen cildimin

ılarından çıkıp kendimi

oförünü b

kenarında siyah bir SU

r kadar rahat bir tavır

ayı elleri hâ

z götürüyoru

bekleyerek ar

rdam

lacak b

ses tonu tartışmaya yer bırakmıy

ıma b

nıyor, yüzüm

savaş verecek

i sıkara

ve sessiz bir su

urme çikolata ve bir kavanoz

i bir yara izini düzeltmek

lam elimle k

lığında bir

kip çı

yapışkanlı

Koltuk ayarlarını

hâline getirdim v

dikiz aynasından beni dikkatle izleyerek. "İ

ğmurun çizgi çizgi aktığı

elin yurtta seninle aynı odada kalabilir? Sadece

ld

engel

anlık ve sivri bir

benim odamda uyumas

yumuşak bir dille karşı çıktı Kerem

. "Nereye ait olduğunu

. Bunun yerine hazırlık

t töreni

rincisi

sını benim yap

Mert, "Bir sürpri

oditoryuma kad

avada bir beklen

karanlığı delip

hak ettiğim altın kuş

ordu. Benim özel dik

diye şakıdı mikrofona, sesi mi

kibarca

akaldım, nefe

rdi. Rıhtımdaki o korkudan sonra... özgüven desteğine ihtiyacı vardı. Konuşmadan vazge

konuşmaktan ne

da müke

rak o konuşmaya aynanın karşı

dedi Mert, sahneye

mek için benim sesim

mı d

diye sordu Kerem, s

" diye yal

yumdan

önünden ge

an dışarı çıktım ve

dönüp

dönüp b

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
Küllerinden Doğan Mirasçı: Mafya Kralının Kraliçesi
“İzmir Teşkilatı'nın prensesiydim ve Kerem ile Mert çocukluktan beri yeminli koruyucularımdı. On yaşındayken kanlarımızı birbirine karıştırmış, bana hiçbir şeyin dokunamayacağına dair söz vermiştik. Ama o yemin, Selin adında sıradan bir kızın göğsüme bir havai fişek doğrulttuğu gece küle döndü. Alevler ipek elbisemi tutuşturup tenimi yakarken, beni kurtarmaları için çığlıklar atarak betonda yuvarlandım. Fakat onlar bana doğru koşmadılar. Bunun yerine dumanların arasından geçip, az önce beni ateşe veren kıza ceketlerini sardılar. Sırf silahın "geri tepmesi" onu korkuttu diye onu teselli ettiler ve sıcak tutmak için benim diri diri yanmama izin verdiler. Hastanede kalıcı yara izleriyle uyandığımda, bana onun yazdığı ucuz bir özür mektubunu getirdiler. Hatta sargılar içinde olanın ben olduğumu görmezden gelerek, babamın öfkesinden onu korumak için kendi avuçlarını kestiler. Uğruna kurşun yemeye yemin ettikleri kızın yanışını izlemiş, sonra da kibriti çakan kıza siper olmuşlardı. On yıllık dostluğumuz, istediği an ağlamayı bilen bir fare uğruna silinip gitmişti. O hastane odasında çığlık atmadım, onlara yalvarmadım. Sadece eşyalarımı topladım ve beni asla takip edemeyecekleri tek yere, düşman bölgesine firar ettim. İstanbul'un acımasız Lideri Demir Karahan'ın kollarına. Hatalarını anlayıp yağmurun altında yalvarmak için sürünerek geri geldiklerinde, ben çoktan başka bir adamın yüzüğünü takıyordum. "Af mı diliyorsunuz?" diye sordum onlara yukarıdan bakarak. "Bunun için yanın."”