icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

İhmal Edilen Eşin Kaçışı: Acımasız Patronun Pişmanlığı

Bölüm 3 

Kelime Sayısı: 703    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

n Bakış

gürlük ile kalp çarpıntısı yaratan bir dehşetin tuhaf bir karışımıydı. İmzalı b

uva gibi hissettirmemişti. Yavuz'un dokunulmaz bir zenginlik ve güç imajı yansıtmak

urdum, imzalı belgeleri elimde s

belirdi. Ozan'dandı. Konu satırı

aylık bir sanatçı misafir programıydı. Sanatçıların göz kamaştırıcı bir güzellikle çevrili, huzur içinde çalışabilecekleri bir yerdi.

Gün sonuna kadar bir ka

rar yoktu. Bu be

rsat kalmadan kabul ettiğimi yazıp gönderdim. Ardında

ana aldığı tasarım kıyafetlerle, artık oynamak istemediğim bir rolün boş kostümleriyle değil. Yıpranmış kotl

. Bu eşyalar bana ait değildi. Bunlar sadece sahne dekoruydu. Yalnızca bana aitmiş gibi hissettiren şey

rmak zorunda kaldım. Bu, haftalardır üzerime yapışıp kalan derin, kemiklerime kadar işl

okladı. Midem bulanarak banyoya koştum. Makyaj masasının

arını birleştirmeye başladı. Yorgunluk. Mide bula

aydım. Ka

mazdı. Bu

. Ayda bir kez soğuk bir verimlilikle yerine getirdiği bir görevdi; benim üzerimdeki hak iddiasının kasvetli bir hatırlatıcısıydı

ski ve bir başkasının parfümünün kokusuyla gelmişti. Nazik davranmamıştı. Sert, mesafeli ve dakikalar içinde biten bi

alarımın arasında çırpınan, kapan

ye gittim, ellerim kredi kartımı zar zor geçirecek kadar çok titriyordu. Eczacı kadın, aceleyle üzerime

iş gibi kullandığım soğuk, steril

ye sonsuz bir dehşet anına dönüştü. Kollarımı kendime sararak soğuk

aldı; sessizliğin içinde ti

bakmaya

iğin üzerinde apaçık ve inkâ

mi

n bağı çözüldü, sırtım soğuk duvara sürtünerek yere çöktüm. Terk ettiği

bir evliliğin küllerinden d

olma planım birdenbire yok oldu.

mi kurtarmakla

oğuk, acımasız dünyasından. Onu sevilecek bir insan olarak değil, bir vâris o

e dönüştü. Buradan gitmek zorundaydım. Artık sadece kendim için değil. Bi

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
İhmal Edilen Eşin Kaçışı: Acımasız Patronun Pişmanlığı
İhmal Edilen Eşin Kaçışı: Acımasız Patronun Pişmanlığı
“Dört yıl boyunca Şikago'nun en çok korkulan adamı Yavuz Karataş'ın altın kafesteki sessiz eşiydim. Nihayet hayatımın en önemli gecesi, kendi sanat sergimin açılışı gelip çatmıştı. Kocam, "Dünyalar yıkılsa kaçırmam" diye söz vermesine rağmen o gece yanımda değildi. Onun yerine akşam haberlerindeydi; acımasız kadın ortağı Banu'yu sağanak yağmurdan koruyor, sırf onun için bin dolarlık takım elbisesinin sırılsıklam olmasına izin veriyordu. Galerideki herkesin acıyan bakışları ve fısıltıları arasında en büyük zaferim aleni bir aşağılanmaya dönüştü. Ardından telefonuma o buz gibi mesaj düştü. "Bir aksilik çıktı. Banu'nun bana ihtiyacı vardı. Anlarsın ya. İş." O an anladım, onun için bir eş değil, duvara asılacak güzel bir nesne, imparatorluğunun gölgesinde unutulmuş bir eşyadan ibarettim. Dört yılımı ona adayıp ruhumu tuvallere dökerken, o beni hiçbir zaman gerçekten görmemişti. Sadece ihmal etmemiş, beni tamamen silmişti. Neden hep fedakarlık yapan, sessizce bekleyen ben olmak zorundaydım? O gece kalbim kırılmadı, koca bir buz kütlesine dönüştü. Ertesi sabah ofisine girdim ve eline galeriyle ilgili olduğunu söylediğim bir deste sözleşme tutuşturdum. Kibrinden kör olmuş bir halde, okumaya bile tenezzül etmeden işaretlediğim yeri imzaladı. Hemen altına sıkıştırdığım sayfanın boşanma kararımız olduğundan haberi yoktu. Çantamdaki pozitif gebelik testini sıkıca kavrayarak, arkamda hiçbir iz bırakmadan İsviçre'ye giden tek yön bir uçağa bindim.”