icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

İhmal Edilen Eşin Kaçışı: Acımasız Patronun Pişmanlığı

Bölüm 4 

Kelime Sayısı: 540    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

ne

ına geri dalmayı, pozitif gebelik testini masasının üzerine fırlatmayı ve Don’un o soğukkanlı, kontrollü maskesini

, geldiği hı

ir zincir görecekti. Kaçışım son bulacaktı. Yaldızlı kafes bir kaleye dönüşecek, ben de onun daimi mahkûmu olacaktım. Çocuğum ş

a izin ver

unca beni ayakta tutan o buz gibi kararlılığa

avukatım Ke

e telaşlıydı. "Beklet. Benden haber alana kadar onun

luyor? Tereddüt

amankinden daha eminim. Sadece… bana güven

ramam Oza

um, Ozan. Sanatç

" diye sordu, sesin

cım var," dedim; bu, yüz

duyduğum bir şefkatle sıcacıktı. "Kendine

yanına, imzalanmış boşanma evrakları ve pozitif gebelik testi yerleşti

ız, adeta bir anıt mezar gibi görünüyordu. Yavuz’un komodininin cilalı maun yüzeyine evlilik yüzüğümü bır

bümdü. Son dört yıla ait fotoğraflarla doluydu. Galeri açılışlarında ben, yalnız. Tatillerde ben, yalnız. Aile yemeklerinde

daki boşluk fazlasıyl

gittim ve ar

a biniş için beklerken, kapının üzerindeki haber ekranında gördüm. Özel bir havaalanından canlı yayın yapılıyordu. Yavuz ile Banu, şık bir özel jetin merdivenlerini tırm

ladım. Uçağım pistte taksi yaparken özel havaalanının yanından geçti. Uçuşa hazır gümüş bir köpe

asına yükseliyordu. Bense sessiz, b

a uzanan Şikago şehrinin, karanlık yeryüzüne serpiştirilmiş bir ışık desenine dönüşe

huzur hissi içime yerleşti. Bu sadece b

karnımın üzerine ko

ürd

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
İhmal Edilen Eşin Kaçışı: Acımasız Patronun Pişmanlığı
İhmal Edilen Eşin Kaçışı: Acımasız Patronun Pişmanlığı
“Dört yıl boyunca Şikago'nun en çok korkulan adamı Yavuz Karataş'ın altın kafesteki sessiz eşiydim. Nihayet hayatımın en önemli gecesi, kendi sanat sergimin açılışı gelip çatmıştı. Kocam, "Dünyalar yıkılsa kaçırmam" diye söz vermesine rağmen o gece yanımda değildi. Onun yerine akşam haberlerindeydi; acımasız kadın ortağı Banu'yu sağanak yağmurdan koruyor, sırf onun için bin dolarlık takım elbisesinin sırılsıklam olmasına izin veriyordu. Galerideki herkesin acıyan bakışları ve fısıltıları arasında en büyük zaferim aleni bir aşağılanmaya dönüştü. Ardından telefonuma o buz gibi mesaj düştü. "Bir aksilik çıktı. Banu'nun bana ihtiyacı vardı. Anlarsın ya. İş." O an anladım, onun için bir eş değil, duvara asılacak güzel bir nesne, imparatorluğunun gölgesinde unutulmuş bir eşyadan ibarettim. Dört yılımı ona adayıp ruhumu tuvallere dökerken, o beni hiçbir zaman gerçekten görmemişti. Sadece ihmal etmemiş, beni tamamen silmişti. Neden hep fedakarlık yapan, sessizce bekleyen ben olmak zorundaydım? O gece kalbim kırılmadı, koca bir buz kütlesine dönüştü. Ertesi sabah ofisine girdim ve eline galeriyle ilgili olduğunu söylediğim bir deste sözleşme tutuşturdum. Kibrinden kör olmuş bir halde, okumaya bile tenezzül etmeden işaretlediğim yeri imzaladı. Hemen altına sıkıştırdığım sayfanın boşanma kararımız olduğundan haberi yoktu. Çantamdaki pozitif gebelik testini sıkıca kavrayarak, arkamda hiçbir iz bırakmadan İsviçre'ye giden tek yön bir uçağa bindim.”