icon 0
icon YÜKLE
rightIcon
icon Okuma Geçmişi
rightIcon
icon Çıkış Yap
rightIcon
icon Uygulamayı Edinin
rightIcon

Küllerinden Doğan Kadın: Artık Senin Değilim

Bölüm 3 

Kelime Sayısı: 374    |    Yayın tarihi: 21/09/2026

Bakış

ün hayatta kal

rıcı hissettiriyordu, işlemediğim bir günahın kefareti gibiydi. İş kafa yormayan ama yıpratıcı bir işti. V

e sadece kendi sanat malzemelerimi alabilmek için okuldan sonra çalışıyordum. Hiç davet edilmediğim galalar için ona t

biterken, lokanta kapısı

duruyordu. Çatlamış vinil localar ve yapış yapış z

zgaranın cızırtısında neredeyse kayboluyordu. Kutuyu tezgâha bıra

ine isimsiz olarak başlangıç sermayesi sağlamak için büyükannemin paha biçilmez yadigâr tablosunu —kend

diye olarak sunmuş, onun yükselişinde kendini ortağı olarak

yorum," dedim, sesim düz ve boş

rcı bir sesle çaldı. Açtı ve yüzündeki kan çekilmiş g

a?" diye hırlad

veremeyeceğim bir şey için

larla dolu lavaboya geri dö

Kararsızdı. Sonra, her zamanki gibi, onu seçti. Pastayı tezg

dir devam eden dramasındaki bir başka hesaplı hareket, onu tasmasından tutup ger

dünyasının kargaşası milyonlarca mil uzakta gibiydi.

Uygulamadan Bonusunuzu Talep Edin

Aç
Küllerinden Doğan Kadın: Artık Senin Değilim
Küllerinden Doğan Kadın: Artık Senin Değilim
“Yedi yıl önce, evlatlık kız kardeşim Ceren pervasızca arabayla birini ezip kaçtığında, ailem ve nişanlım Yaman Karayel suçu benim üstlenmemi emretti. Yaman, mafya savaşını engellemek ve beni korumak için bunun tek yol olduğunu söylemişti. Bugün nihayet hapishaneden çıktım. Ancak beni bekleyen şey Yaman'ın vaat ettiği düğün değil, malikanemizin üçüncü katındaki penceresiz, tozlu bir depo odasıydı. Narin kız kardeşim Ceren'in huzurunu bozmamam için oraya atılmıştım. Aşağıdaki gösterişli ziyafette onun "iyileşmesini" kutluyorlardı. Uğruna yedi yılımı feda ettiğim adam, hayatımı çalan kızın yanına sokulmuş, ona kendi elleriyle üzüm soyuyordu. Bana ise ziyafetlerindeki bir hayaletmişim gibi davranıldı. "Desagradecida." Katılmayı reddettiğimde annem yüzüme tiksintiyle bakıp İspanyolca böyle tısladı. Babam ise iğrenerek Ceren'i her zaman kıskandığımı ekledi. Cezaevinde geçirdiğim o yedi yılın beni eğitimsiz ve yıkılmış bir zavallı bıraktığını sanıyorlardı. Oysa hapishane benim üniversitem olmuştu; hayatta kalmak için İspanyolca dâhil birçok dil öğrenmiştim. Zehirli fısıltılarındaki her bir kelimeyi anladım. Gençliğimi, hayallerimi, hatta Yaman'ı kurtarmak için gizlice verdiğim kemik iliğimi bile bir çırpıda çöpe atmışlardı. Ben onların gözünde bir aile ferdi değil, sadece kırılacak bir kalkandım. Bir zamanlar onlara duyduğum o aptalca sevgi o an tamamen küle döndü. O gece, o dar ve karanlık depoda, yıllar önce kurduğum şifreli kanala girdim. Ekranda tek bir mesaj bekliyordu: "Teklif hâlâ geçerli. Kabul ediyor musun?" Hiç titremeyen ellerimle yanıt yazdım: "Kabul ediyorum."”