“Şifa merkezindeki otuz altı saatlik nöbetin ardından, ruh eşim Alfa Demir'e en sevdiği yemeği götürdüm. Tek istediğim onunla baş başa kalacağımız sakin bir andı. Ama onu, bölgemizin sınırındaki gizli bir malikanede buldum. Yanında başka bir kadın ve varlığından bile haberdar olmadığım küçük bir çocukla kahkahalar atıyordu. Gölgelere saklanıp onları dinledim. Demir'in benden "Omega yedeği" diye bahsettiğini duydum. Yeni bir anlaşma imzalandığında herkesin önünde reddedeceği siyasi bir piyonmuşum. Beni evlat edinen Alfa ve Luna olan ailem de bu işin içindeydi. Bütün hayatım, kader bağım, özenle kurgulanmış bir yalandan ibaretti. Tam o sırada zihnime bir mesaj gönderdi: "Özledim seni, tatlım." Bu umursamaz zalimlik, gözyaşlarımı bir anda kuruttu. Geriye sadece buz gibi, katı bir öfke bıraktı. Büyük bir akşam yemeğinde beni herkesin önünde küçük düşürmeyi planlıyorlardı. Ama ben de onlara bir hediye hazırladım. Tam da o yemeğin olduğu saatte, oğlunun doğum günü partisine teslim edilecek bir hediye. İçinde, onların bütün sırlarını barındıran bir veri kristali vardı.”