Erkeğin Kibri, Kadının Sessiz İntikamı
“Kocam Emir Hanzade, güçlü, kibirli bir adamdı ve metresi Ceyda Vural'ı açıkça sergilemekten çekinmezdi. Herkes bana, onun gölgesinde yaşayan sessiz, itaatkâr karısına acıyordu. Ama hiçbir fikirleri yoktu. Her aşağılama, her zalimce umursamazlık, her ihmal anı, benim gizli, umutsuz planımın hesaplanmış bir adımıydı. Emir'le tek bir nedenle evlenmiştim: bir çocuk sahibi olmak. Onun çocuğu değil, Can'ın. Can, onun tek yumurta ikizi, hayattan daha çok sevdiğim adam, trajik bir şekilde çok erken benden alınmıştı. Emir sadece bir araçtı, ruh eşimin yaşayan bir kopyasıydı. O gebelik testi pozitif çıktığında, görevim tamamlanmıştı. Her zamanki umursamazlığını bekleyerek boşanma davası açtım. Beni başından savdı, Ceyda'nın önemsiz talepleriyle fazla meşgul olduğunu söyleyerek "sen hallet" dedi. Hatta Ceyda beni haksız yere suçladığında beni merdivenlerden aşağı itti, kanlar içinde, bebeğimiz için nefes nefese bıraktı. Ama bardağı taşıran son damla, Ceyda'nın, Emir'in onayıyla, küçük, paha biçilmez bir kar küresini-Can'ın bana son, yerine getirilmemiş hediyesini-paramparça etmesi oldu. Gözyaşlarımın, sessiz "bağlılığımın", özenle biriktirdiğim eşyaların kendisi için olduğunu sanıyordu. Gerçeği asla görmedi, kibrinin onu gerçekten sahip olduğu kadına karşı nasıl kör ettiğini asla anlamadı. Nasıl anlayabilirdi ki? Egosu o kadar büyüktü ki. Boşanma kesinleştiğinde onu aradım. "Seni asla sevmedim, Emir," dedim, her kelime bir buz parçası gibiydi. "Sen sadece bir araçtın. Taşıdığım çocuk Can'ın mirası, senin değil." Arkamı dönüp onu ve boş dünyasını geride bıraktım, İzmir'de yeni bir başlangıç yapmak için, Can'ın çocuğuyla ve nihayet kendi özgürlüğümle.”