“Dokuz yıl boyunca, teknoloji devi Aras Gürsoy ile olan evliliğim bir peri masalıydı. O, bana tapan güçlü bir kraldı, ben ise onun dünyası olan dahi bir mimardım. Aşkımız, insanların fısıltıyla konuştuğu türdendi. Sonra bir araba kazası her şeyi çaldı. Uyandığında son dokuz yıl hafızasından silinmişti. Beni, hayatımızı, aşkımızı hatırlamıyordu. Sevdiğim adam gitmiş, yerine beni düşmanı olarak gören bir canavar gelmişti. Manipülatif çocukluk arkadaşı Selin'in etkisi altında, küçük bir borç yüzünden kardeşimi öldürttü. Bununla da kalmadı. Kardeşimin cenazesinde, adamlarına iki bacağımı da kırmalarını emretti. Son zalimliği ise sesimi çalmak oldu; ses tellerimi ameliyatla Selin'e naklettirerek beni dilsiz ve paramparça bıraktı. Beni koruyacağına yemin eden adam, celladım olmuştu. Her şeyimi elimden almıştı. Ona duyduğum o her şeyi tüketen aşkım, sonunda saf, mutlak bir nefrete dönüştü. Beni yok ettiğini sandı. Ama yanılıyordu. Kendi ölümümü planladım, tüm imparatorluğunu yerle bir edecek kanıtları sızdırdım ve ortadan kayboldum. Evlendiğim adam zaten ölmüştü. Şimdi onun yüzünü takan canavara her şeyin bedelini ödetme zamanıydı.”