“Düşük yaptıktan sadece üç gün sonra, kocam George Wood, sekiz aylık hamile üvey kız kardeşimi evimize getirdi. Üvey annem, "Wood ailesinin bir varile ihtiyacı var," dedi kayıtsızca. Babam ise bana dönüp, "Clara, biraz anlayışlı ol," diye tembihledi. Üvey kız kardeşim bir kaza geçirince, George beni zorla hastaneye sürükledi. "Savannah'yı kurtarmak için son damlasına kadar kanını alacaksın," diye emretti. "Clara, kendini şanslı say. Sahip olduğun tek değer bu." George'un bu buz gibi sözleri kalbime saplanırken, son bir tokadı attı: "Şimdi, gözümün önünden kaybol." Ölümü beklerken hastane koridorunda yapayalnız yatıyordum. Kimsenin bilmediği bir şey vardı: Çoktan, George'un en amansız düşmanıyla, o cehennemin efendisiyle bir anlaşma yapmıştım bile.”