“Nişan törenine on dakika kala, Gu Yanzhou kayıplara karıştı. Ardında bıraktığı tek şey bir mesajdı: "Keke'nin kalbi yeniden kötüleşti, yanında olmalıyım. Bugünkü tören için abim benim yerimi alsın, zaten her şey bir formaliteden ibaret." Gelinliğim içinde, onun ve Lin Yanke'nin hastanede derin bir aşkla kucaklaştığı fotoğrafların sosyal medyayı salladığını gördüm. Tırnaklarım avuçlarımı acıtacak kadar derine battı. O anda ne ağlayabildim, ne de çığlık atabildim. Derken kapı açıldı ve içeri, siyah takım elbisesiyle uzun boylu, dik bir duruşa sahip, gözlerinin derinliklerinde fırtınalar gizleyen Gu Yanci girdi. Başımı kaldırıp, acımasız yöntemleriyle şöhret bulmuş bu adama baktım. Dudaklarımda beklenmedik bir gülümseme belirdi: "Gu Yanci," dedim, sesim soğuk ve kararlı, "benimle evlenmeye cesaretin var mı?" Gu Yanci'nin gözleri anında koyulaştı, vahşi bir kurdun avını sabitleyişi gibi bakışları üzerime kenetlendi. Alçak, tehditkâr bir sesle yanıt verdi: "Shen Youning, bunu sen seçtin. Ardından geleceklerden artık şikayet edemezsin."”