/1/109392/coverbig.jpg?v=33d03bdfa22964299a6077bded3366e9&imageMogr2/format/webp)
," dedi Defne Demirci, sesi yo
de kalmıştı, ancak yine de Gül Kaya'
an, dış koridordan yürek parç
zan Kaya feryat edere
ı. Akrabalar telaşla ileri atıldı; çığlıklar ve fısıltıyla edilen tesell
de derin bir
eğildiğini gördü. Ellerini sedyenin kenarlarına sımsıkı tut
erkes hastane odası
sında geçen bitmek bilmez saatlerin yükü omuzlarına çöküyordu. Yanından geçen herkes ace
r vebalıymış gibi iki yana çekildi;
daki bir uşaktan kaptığı süpürgeyi Defne'nin ba
ldırını sıyırarak yakıcı, kızıl
urada bulunmanın tek sebebi, Gül'ün sağlığının hassas olması ve senin uygun kan grubuna sahip bir doktor olman. Sen sadece işe yaradığı sürece tutulan b
kabılarını kıl payı ıskalayan küç
sıyla iyi biliyordu. Onların gözünde o yalnızca kullanışlı bir araçtı—suç
gizleme gereği duyan t
irirdi; zaten aldıracak hâli kalmamıştı. Sessizce merdiv
ış gibi tükenmişti. En kötü anında Gül için kan bağışlaması,
mıştı ki sert eller o
ında tok ve sarsıcı
lmiş Koray'ın çarpılmış yüzünü gördü. Gözleri yanıp sızladı. "Koray, eve gelmişsi
. "Elinden geleni mi yaptın? Peki ya son kontrolde? Bana hiçbir sorun olmadığını sö
ış hâlde bakışlarını onunkilere sabitlemeye zorladı kendi
ipti; üç yıl önce nefes nefese k
bir yaşam sürebilsin diye elinden geleni yapmış, hatta bir zamanlar ha
ın kuzeni Andaç Kaya ile çıktığı balayınd
ontrol yapmıştı—tüm sonuçlar kusursuz çıkmıştı. T
elaket patlak verdi. Gül, şiddetli karın ağrısıyla hastaneye ka
m bebeği kurtarmak için çabaladı, Gül'ün kanı teh
tanacak hiçbir şeyi o
r sözcüğüne dahi inanmadı
n gözyaşları içinde uyanıp, ona asla verilmemesi gerek
n bir çizgi düştü. "Böyle bir şey
ımla kendine çekti, gözleri suçlamayla
aşka bir mazeret du
ndi ve hamilelik onun için b
iyice sarsılmışken yeniden anne ol
mışlardı ve şimdi o hayaller toz olmuştu. Ko
rkaç kez bayılmıştı; her ayıldığında ilk buyruğu, K
Kaya ailesi onu avını kıstıran
kasından sert
toparlayamadı ve Gül'ün yatağının
in bir tekme sırtına indi. Öfkeyle dönüp baktığ
esildi.
n yüz hatlarını iyice belirginleştirdiği bir heykel gibi üze
ak, değersiz bir şeye bakar gibi bakt
ış, üç yıl boyunca sevgisinin Koray'ı yumuşatacağını ummu
ağırdı, sesi nefretle titriyordu. "Böyle zalim bir k
pekiştirdi. Bardak paramparça oldu; jilet gibi
larına yığıldı; öyle sarsılarak ağlıyo
in omzuna saklanmış Gül'ün gözleri, insanın içini ürperten kara
biraz zaman verirsen, ne olduğunu tam olarak bulacağım." Hâlâ dizlerinin üzerinde olan Defne, kendini toparl
ergilenen kırılgan bir titremeyle çıkıyordu. "Defne, ne demeye çalışıyorsun? Kendi çocuğuma zarar vereceğimi mi? O benim bebeğimdi. Anne olabilmem i
erindeki yaşları sildikten sonra, bir ya
çe vurdu; çıkan sesle oda
fadeyle kaldırarak. "Bana verdiğin her şeyi içtim, Defne. Öyleyse neden hâlâ bebeğimin peşine düştün? Bana zarar ver, içini rahatlatacaksa beni cezalandır,
rçalayıcıydı, fakat bakışları arada bir Suzan'
a sıkı kavradı; öfke y
aki o belli belirsiz kıvrım
tüm gücünü çekip almış gibi
Defne'nin sırtı
tmemişti. Darbe onu öne doğru sende
kenarına sertçe çarptı; çıkıcak kan parmaklarının arasından
ndini tamamen Gül'e bakmaya adayacaksın. Yarattığın kargaşa
arbe gibi çarptı; başı dönd
atım oldu. Kariyerimi kimse uğruna heba etmem. Bebeği kurtarmak için gücüm yettiğince her şeyi yaptım. Kalp atışının n
rarak bu kez Defne'nin koluna sertçe indirdi. "Koray, evlendiğin k
uğu yerde adeta donup kaldı. "İki seçeneğin var. Hastaneden istifa et ve Gül'e yaptıklarını telafi etme
/1/109392/coverbig.jpg?v=33d03bdfa22964299a6077bded3366e9&imageMogr2/format/webp)