ç kollarına dayadı. Bütün gücüyle itti. Kapı menteşelerinden hafif bir sürtü
rültülü ziyafet salonuna adımını attı. Omuzları dik, çenesi hafifçe yukarıdaydı. E
ıltı, ön masalarda oturan birkaç sosyetik kadının gözünü aldı. Sal
Herkes eskiden başı önde gezen, silik ve korkak Yılmaz ailesinin
mpanya kadehini zarifçe parmaklarının arasına aldı. Soğuk camı
e nefes nefeseydi. Fırat salonun ortasında parlayan Asya'yı
ştirdi. Hızlı adımlarla Asya'ya yaklaştı. Sağ elini uzatıp Asya'nın belini
nki ordövr tepsisinden bir şey alacakmış gibi kendi ekseni etrafında haf
birkaç masadan onlara doğru alaycı bakışlar fırlatıldı. Fırat'ın en
ırat'ın koluna bastırdı. Asya'ya doğru meydan okuyan, sinsi bir
balığın üzerinden bir ok gibi fırladı. Doğrudan başköşed
yankılandı. "Saygıdeğer misafirler, yardım müzayedemiz b
ve uslu dur. Beni rezil etme". Asya başını hafifçe ona çevirdi. Gözleri buz g
numaralı kartlarını kaldırmaya başladı. Asya karanlıkta sessizc
ri koltuğunda geriye yaslanmıştı. Elindeki kırmızı şarap kadehini yava
ranızda bu geceki vakfımıza anlık bir bağış yapmak istey
ldırdı. Elindeki numaral
sya oturduğu sandalyeden yavaşça kalktı. Bütün salonun tek
nkılandı. "Köprülü ailesinin yüz yıllık mirası olan boynumda
ınlıkla birbirine baktı. Mücevherden anlayanlar kol
p Asya'nın ağzını kapatmak istedi. Ancak hemen yanlarında duran iki iri ya
ne batırdı. O kolyenin bu gece kendi boynunu süsleyeceğini hay
çtı. Yanına yaklaşan garsonun tuttuğu siyah kadife tepsiye kolyeyi bıra
arap kadehini masaya sertçe bıraktı. Bakışları te
müzayedede kıl payı kaçırdığı ve hep üzüldüğü o efsanevi parç
usuf," dedi boğuk bir sesle. "Aşağıdaki o kadının
e heyecanla öne eğildi. Elleri titredi. Hemen arkasında
? Çıldırdın mı sen!" diye tısladı Asya'ya. Gözleriyle onu tehd
n ucuyla tuttu. Kadehi Fırat'a doğru hafifçe kaldırdı. Dud
m o kadar yüksekti ki salondaki atmosfer bir anda zirveye t
ı. Fırat'ın birazdan koparacağı o şiddetli fırtınayı karşılamak i
/1/119546/coverbig.jpg?v=0d9ff508b160d3e108a155ddd21c5822&imageMogr2/format/webp)