yaların sergilendiği cam vitrinlerin önünde durdu. Kendi bağışladığı zümrüt kolye şimdi ka
sesleri geldi. Fırat burnundan soluyan kızgın bi
ın ince bileğini mengene gibi sıktı. Onu zorla sergi alanını
rından fırlayacak gibiydi. "Senin beynin mi sulandı!" diye kükredi, sesini etra
. Kızaran bileğini sol eliyle ovaladı. Gözlerini Fırat'ın gözlerine dikti. "
arına geldi. İkisinin gergin duruşunu görünce h
n bağırma," dedi tatlı ve yapışkan bir ses tonuyla. "Ablam
zengin konuğun dikkatini çekti. İnsanlar başlarını
ne çevirdi. Dudaklarını büzerek Asya'ya baktı. "Ablacığım, keşke bu gece için daha yen
tti. "Bak, bu sezonun en pahalı Fransız tasarımı. İnsanlar sen
fından birkaç genç kız kıkırdadı. Asya'nın na
i görünmez bir kırışıklığı düzeltir gibi yaptı. Bakışları Selin'in o sah
ı. "Üzerimdeki bu parça sıradan bir terzi işi değil," dedi. "Bu, Köprülü ailesi
iliği ve tarihi değeri, senin o üzerinde taşıdığın seri üretim Fransız paçavrasını yüz kere
rak Asya'nın elbisesine yakından baktı. Başını yavaşça salladı. "Haklısın kızım. B
l etmek isterken, herkesin ortasında cehaletiyle yüzleşmişti.
. "Sen ne saçmalıyorsun!" diye bağırdı Asya'ya. "Sürekli geçmişteki o
z ailesi gibi ihalelerden komisyon çalarak zengin olan görgüsüzlerin, mirasın ne
boğmanın tek nedeni bu. İçinizdeki o aşağılık kompleksini, o
ündeki kan aniden çekildi. Rengi önce bembeyaz oldu, s
şladı. Yılmaz ailesinin o çok korktuğu "sonradan görme" etiketi,
sya'nın yüzüne doğru uzattı. Parmağı sinirden zangır zangır t
Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Abla, n'olur yapma. B
na dokunma," dedi Asya midesi bulanarak. "O iğrenç maskeni de ind
reyerek Fırat'ın arkasına saklandı. Hıçkırarak ağlamaya
ısının onu bu kadar insanın içinde yerin dibine sokmasını
u sözlü katliamı saniye saniye izliyordu. Dudakların
inanılmaz bir zevk alıyordu. Telsizin düğmesine te
aldırdı. Omuz kasları gerildi. Bütün o aşağılanmanı
ı kaldırdı. Fırat'ın inmek üzere olan eline buz gibi b
/1/119546/coverbig.jpg?v=0d9ff508b160d3e108a155ddd21c5822&imageMogr2/format/webp)